ATLETİZMİN BRANŞLARI VE KURALLARI
Atletizm yarışmaları üç ana kategoriye ayrılır.
Koşular, atma ve atlamalar. Bayanlar arası yarışmalar da aşağı yukarı erkeklerin yarışmalarının aynıdır. Bayanlar için Heptatlon, erkekler için de Dekatlon koşu, atma ve atlamaları birlikte içeren yarışmalardır. Kır koşuları ve yol koşuları, atletizmin sezon dışı dalları olarak kabul edilir. Koşular Atletizmin bir dalı olan koşular, önceden belirlenmiş çeşitli mesafelerde koşularak rakiplere ve zamana karşı yapılan mücadeleyi ifade eder. Tüm zamanların en eski ve en çok ilgi gören spor dallarından biridir.
Pist yarışları ve yol yarışları olarak iki ana dala ayrılır. Pist yarışmalarında belirli bir mesafede en hızlı koÅŸmak esastır. Tüm koÅŸular “kronometre” denilen zaman ölçüsü ile ölçülür. Yarışmalar özel atletizm stadyumlarında yapılır. Stadyumun çevresinde kulvarlara ayrılmış elips biçiminde koÅŸu pisti vardır. Ortadaki çim alan ise atma ve atlama yarışmalarına ayrılmıştır.
Bütün yarışmaların oyun alanları stadyum üzerinde aynı anda bulunur ve aynı anda birkaç yarışma birden yapılır. Bununla birlikte yarışmalar açık havada ya da salonlarda düzenlenebilir. Salon müsabakalarında atma yarışmaları yapılmaz ya da deÄŸiÅŸik uygulama ve yöntemlerle yapılır. Fakat resmi dünya rekorlarının mutlaka açık havada kırılması, 100 m düz ve 110 m engelli yarışlarında ise arkadan esen rüzgarın hızının saniyede 2 m’yi geçmemesi gerekir.
Pist yarışları 6 bölümden oluşur:
a)     Sürat Koşuları
b)Orta Mesafe Koşuları
c)Uzun Mesafe Koşuları
d) Bayrak Koşuları
e) Engelli KoÅŸular
f) Hendek Yol yarışları 4 bölümden oluşur:
a) Maraton
b) Yürüyüş
c) Kır Koşusu
d) Sokak (Yol) KoÅŸusu
Bu iki ana dal dışında bir de birleşik yarışlar vardır. Bu iki bölümden oluşur:
a) Dekatlon
b)Â Â Â Â Â Heptatlon
Pist Yarışları: Pist yarışları, genellikle 400 m’lik elips biçimli pistlerde yapılır.
KOŞULAR 6 BÖLÜMDEN OLUŞUR
a) Sürat Koşuları: Pist ve alan sporlarında; kısa mesafe atletlerinin bütün güçleriyle koşmasına dayanan, en süratli olanı belirleyen yarışlardır. Bir diğer ismi de kısa mesafe koşularıdır. Bu tür yarışmalarda koşucunun sürati ve dayanıklılığı yanında, temposunu değerlendirmesi de büyük önem taşır.
Virajlı yarışların baÅŸlangıç çizgileri, tüm atletlerin aynı uzunluÄŸu koÅŸmalarını saÄŸlamak için kademeli ve eÄŸri olarak çizilmiÅŸtir. İç kulvarlardaki yarışmacılar yarışa daha gerilerden baÅŸlarlar. Sürat koÅŸularının tümünde, oyun alanı olarak 400 m uzunluÄŸundaki standart pist kullanılır. Bu pistlerin hepsinde “tartan” denilen sentetik bir bileÅŸik olan yapay zemin vardır. Pistin bitiÅŸ çizgisi tüm yarışlar için aynıdır. Pist üzerinde 8 kulvar iÅŸaretlenerek, yarışmacıların birbirinden ayrılmaları saÄŸlanmıştır.
Sürat koşularının tümünde her koşucu, parkurunu kendi kulvarında koşarak tamamlar. Sürat koşucuları yarıştan önce ısınmalı, adalelerini gevşetici hareketler yapmalıdırlar. Sürat koşularında atletler çıkış takozları kullanırlar. Bu çıkış takozları, başlangıç çizgisinin hemen arkasına vidalanan, yarışmacının ayaklarını basarak ilk hızını almasını sağlayan genellikle metal bir alettir. Ayakların konduğu düz kısımlar, atletlerin tercihine göre ayarlanabilir.
Bu çıkış takozları ile çömelmiÅŸ durumda çıkış yapmaya 1894′den sonra baÅŸlanmış olup, ilk kez 1930′da resmi yarışmalarda kullanılmıştır. Çıkış takozlarına, önemli yarışlarda yanlış çıkışları otomatik olarak saptayan elektronik bir mekanizma eklenir. Çıkış sırasında yarışmacının soÄŸukkanlı ve hırslı olması çok önemlidir. Sürat koÅŸularında atletler, ıslanma ile ÅŸeffaflaÅŸmayan atlet ve ÅŸortlar giyerler.
Numaralar kolayca görülebilecek büyüklükte sırta ve göğse tutturulur. Çorapların pamuklu, beyaz ve dikişsiz olması gerekir. Yarışmalarda çivili özel spor ayakkabıları kullanılır. Bu ayakkabılar yarışma çeşidi ve atletlerin tercihine göre farklılık gösterebilir. Ama çiviler 2.5 cm uzunluğunu geçemez. Sentetik pistlerle birlikte metal çivilerin yerini lastik çiviler almıştır. Bu çiviler koşu sırasında yere batarak ayağın geri kaymasını önler.
100 m’den 800 m’ye kadar olan yarışlarda koÅŸucular yarışa, çömelmiÅŸ durumda bir ayak geride, öteki ayak çıkış çizgisinin hemen arkasında, el parmakları da yere deÄŸecek biçimde yerleÅŸerek baÅŸlarlar. Çıkış hakemi 800 m’ye kadar olan koÅŸularda (800 m dahil) “yerlerinize” ve “dikkat” komutlarını, daha uzun koÅŸular için “yerlerinize” komutunu verir. Bütün atletlerin “dikkat” durumunda iki ayağı da piste deÄŸmeli ve hareketsiz beklemeleri gerekir.
Yarışmalar bir tabanca veya benzeri bir aletin havaya ateşlenmesi ile başlar. Yarışmacılardan birisinin hatalı çıkış yapması durumunda çıkış tekrarlanır. İki kez hatalı çıkış yapan atlet diskalifiye edilir. Pist yarışmalarında diskalifiye olan atlet, pisti hemen terk etmelidir. Hatalı çıkıştan sonra yarışmacılar, tabancanın yeniden ateşlenmesi ile geri çağrılır.
Sürat koÅŸuları, yukarıda da belirtildiÄŸi üzere çökmüş vaziyette çıkış hareketiyle baÅŸlar. Fuleye geçmek için atılan toplanış adımlarıyla sürer. Bunu mesafenin 15-20 m’si ile son 5 m’si arasındaki fule adımları izler. Yarış ipinin göğüslenmesi ile koÅŸu tamamlanır. BitiÅŸte ipi göğüslemek veya finiÅŸ çizgisini geçmek, ya atletin ellerini başının üstüne kaldırması ya da elleri ile fırlatarak seride omuz ile dokunmak ÅŸeklinde olur.
Yarışmalarda dereceler elektronik kronometre ile saptanır. Bu kronometreler, yarışmayı baÅŸlatan tabancaya baÄŸlanmıştır ve ateÅŸleme ile kendiliÄŸinden otomatik olarak çalışmaya baÅŸlar. Ayrıca ipi göğüsleyen atlet, saniyenin yüzde birini saptayabilen “Foto FiniÅŸ” aletiyle tespit edilir. Zaman, silahın ateÅŸlenmesinden, atletin gövdesinin bitiÅŸe vardığı ana kadar geçen süre ölçülerek bulunur. Beraberlik durumunda, ikinci tur her iki atletin katılmasına engel ise iki atlet yeniden yarışır. Bu durum dışında bütün beraberlikler olduÄŸu gibi kalır.
Sürat koşuları mesafelerine göre üç ana yarıştan oluşur:
1- 100 m koÅŸusu
 2- 200 m koşusu
 3- 400 m koşusu
1 – 100 m koÅŸusu: Sürat koÅŸularının en kısası olup, tüm kuvvetin bir hamlede harcanmasını gerektirir. 100 m koÅŸuları ana tribün önündeki virajsız düz parkurda koÅŸulur. Her atlet kura ile belirlenen kendi kulvarında yarışır. İnsan hayatında önem taşıyan salise farkları 100 m koÅŸularında çok önemli rol oynar.
1912′lerde 100 m dünya rekoru 10.6 saniye iken 1968′de Jim Hines 9.9′a, 1991 yılında ABD’li atlet Carl Lewis 9.86′ya, 1994 yılında ise Leroy Burrell 9.85 saniyeye indirmeyi baÅŸardılar. 100 m yarışlarında en yüksek hız erkeklerde 45 km/saat, bayanlarda 40 km/saat olup bu hızlara ancak 40 m’den sonra ulaşılabilir.
Atlet, ellerini çıkış çizgisinin arkasına koyarak kolları düz, kafası belkemiÄŸi ile paralel durumda, arka ayak çıkış takozunda iken, tabancanın ateÅŸlenmesiyle ileri fırlar. Birinci adım 75 cm’i geçmez. İlk 10 m kısa ve seri adımlardan oluÅŸur. 100 m koÅŸucusu azami fırlayış, sürat ve adım uzunluÄŸunu saÄŸlayabilmek için ayak uçlarıyla koÅŸmalı ve ayaklarını yukarıya fazla kaldırmamalıdır.
100 m’de, birincisi çıkarken, ikincisi toplanışla fule arasında, üçüncüsü de son 15-20 m’de olmak üzere üç kez nefes alıp verilir. Atletlerin bitiÅŸ çizgisini geçmeleriyle yarış tamamlanır. Tüm sürat yarışlarındaki yarış kuralları, 100 m. koÅŸularında da uygulanır.
2 – 200 m. koÅŸusu: 200 m koÅŸusu, 100 m’nin devamıdır. Ancak 200 m atletleri ile 100 m atletleri arasındaki en önemli fark, nefes kapasiteleridir. 200 m’ci baÅŸlangıçta 20 m’de bir nefes alır, sonlara doÄŸru nefes alışı daha sıklaşır.
Ayrıca 200 m’ciler, 100 m’cilerden daha yumuÅŸak bir koÅŸu tarzına gereksinim duyarlar. Bir de daha dayanıklı ve inatçı olmaları gereklidir. 200 m koÅŸuları virajlı parkurda yapılır, yarış kuralları diÄŸer sürat koÅŸularında olduÄŸu gibidir. Her 200 m’ci 100 m. koÅŸabilir, ama 200 m. koÅŸamayan 100 m. atleti çoktur.
3 – 400 m. koÅŸusu: Bu koÅŸuya sürat koÅŸusu veya sprint (fırlayış) denilebilir. Bu koÅŸular ilk kez 440 yarda olarak 20 yy. baÅŸlarında düzenlendi. 400 m, güçlü bir vücudun bile ancak teknikle koÅŸabileceÄŸi bir mesafedir. Sürat koÅŸucuları ve yarı mukavemet koÅŸucuları, 400 m’yi baÅŸarıyla koÅŸarlar.
En iyi 400 m sonuçları, normal-ritmik bir ÅŸekilde nefes alındığı ve her 100 m’nin birbirine denk hızla koÅŸulduÄŸu zaman alınır. 400 m. koÅŸuları virajlı pistlerde yapılır ve bu yarışlarda ilk çıkış çok önemlidir. Yarış kuralları ve kullanılan malzemeler diÄŸer sürat koÅŸularında olduÄŸu gibidir.
b) Orta Mesafe KoÅŸuları: Orta mesafe koÅŸuları, kısa mesafe koÅŸuları ile uzun mesafe koÅŸuları arasında sürat ve güç öğelerinin her ikisine de gereksinim duyulan yarışlardır. Günümüzde büyük bir geliÅŸme gösteren ve baÅŸtan sona süratle koÅŸulmaya baÅŸlayan orta mesafe koÅŸularının bir diÄŸer adı da “Uzun Sürat KoÅŸuları”dır. Sürat koÅŸularından farklılığı, son anda hızlanmaya olanak verecek bir tempoyla koÅŸulmasıdır.
20. yy baÅŸlarına kadar yarım mil ve bir mil koÅŸuları düzenlenirdi. Ülkemizin baÅŸarılı orta mesafe atletleri olarak 800 m’de Ekrem Koçak, Muharrem Dalkılıç’ı, 1500 m’de ise Mehmet Tümkan’ı sayabiliriz. Dünyada en ünlü orta mesafe koÅŸucuları ise Finli atletler Paavo Nurmi ve Lasse Viren, Çek Zatopek ve İngiliz Sebastian Coe’dur. Orta mesafe koÅŸuları, pist üzerinde saat yönünün tersine koÅŸulur. Her tur sonunda vakit belirtilir. Son tura girerken ya kampana çalınır ya da havaya ateÅŸ edilir.
Orta mesafe koşuları mesafelerine göre ikiye ayrılır:
1- 800 m. KoÅŸusu
2- 1500 m. koÅŸusu
1- 800 m. koşusu: Büyük bir efor ve sürat harcanılan 800 m. koşuları, hafif atletizm sınıfı bir koşudur. İyi bir 800 m. koşucusu dayanıklı, süratli ve çok zeki olmalıdır. Çömelerek yapılan bir çıkıştan sonra, ilk 50-60 metreyi büyük bir süratle geçmek ve ilk virajı iyi almak çok önemlidir.
Çok yorucu olan bu yarışta atletin adımları uzun, serbest ve yumuşak olmalı ve devamlı rakiplerini kontrol etmelidir. Koşucu ağzından ve burnundan nefes alabilir. Yarış taktiklerini ve süratinin derecesini bilmesinde büyük bir yarar vardır. Yarışmalarda eğer önde değilse, önde koşan koşucuya göre temposunu ayarlamalı, rüzgarı hesaba katmalı, son virajda atağa kalkmalıdır.
2- 1500 m koÅŸusu: Bu koÅŸu kuvvetli, dayanıklı ve süratleneceÄŸi yeri iyi bilen atletlerin baÅŸarabileceÄŸi koÅŸudur. 1500 m koÅŸucularının kendi vücudu ahenkli ve uyumlu olmalı, ayakların tabanı ile basarak koÅŸmalı, nefes alma ritmi düzgün olmalıdır. Bilinen temposunu deÄŸiÅŸtirmeden korumalı, son 100-300 m’de süratlenmelidir.
c) Uzun mesafe koÅŸuları: Uzun mesafe koÅŸuları, finiÅŸte ataÄŸa kalkmanın orta mesafede olduÄŸu kadar önem taşımadığı, her ÅŸeyin tempoya baÄŸlı olduÄŸu son derece saÄŸlam bir yapı isteyen koÅŸulardır. Uzun mesafe koÅŸularında da stil ve nefes çok önemlidir. 2 m’de bir nefes alınıp verilir. Adımlar kısa ama daha serbest olup, ayaklar yere tabanla basar. Adımlar makineleÅŸmiÅŸ bir tempoyla atıldığı için, bir diÄŸer adı da “Araba KoÅŸusu”dur.
Dünyada en ünlü uzun mesafe koÅŸucusu, Finli Atlet Paavo Nurmi’dir. Nurmi, mesafeye göre “devamlı bir tempo” ile adım atmanın faydasına inanır ve koÅŸu mesafesini turlara bölerek, her turu belirli bir zamanda geçmeyi hedeflerdi. Bu “tempo” sistemiyle 1923′te Stokholm’de 4 dk. 10 sn ile dünya rekoru kırdı. Uzun mesafe koÅŸan diÄŸer ünlü atletler olarak Avustralyalı Ron Clarke, Etiyopyalı aynı zamanda maratoncu Abebe Bikila ve DoÄŸu Alman Waldener Ciepinski’yi sayabiliriz.
Uzun mesafe koşuları mesafelerine göre üçe ayrılır:
1 – 3000 m koÅŸusu
2 – 5000 m koÅŸusu
3 – 10000 m koÅŸusu
1 – 3000 m KoÅŸusu: Pistin 400 m uzunluÄŸundaki bölümünün 7.5 tur olarak koÅŸulduÄŸu uzun mesafe koÅŸusudur. Bu koÅŸu 1982 yılına kadar bayanların en uzun mesafe koÅŸusu iken, aynı yıl Avrupa Åžampiyonası’nda bayanlar maraton da koÅŸmaya baÅŸlamıştır.
2 – 5000 m KoÅŸusu: Pist üzerinde yapılan bu koÅŸu, pistte 12.5 tur olarak koÅŸulur. İlk derecesi 1875 yılında Londra’da 17.07 ile yapılmıştır.
3 – 10000 m KoÅŸusu: 400 m’lik oval pistte 25 tur olarak koÅŸulur. Önde koÅŸan atletin, arkadan gelen atlete 400 m fark yapmasına “tur bindirme” denir.
d) Bayrak KoÅŸuları: Takımların 30 cm boyundaki tahta veya metal bir sopayı (stafeti), elden ele geçirerek ve sırayla koÅŸarak yaptıkları yarışlardır. Takımlar 4 atletten oluÅŸur. Eski Yunan’da ellerinde bir meÅŸale ile yapılan bayrak koÅŸuları, 1895 yılında ilk kez atletizm yarışmalarında yer almıştır.
Günümüzde 4′er kiÅŸilik takımlar halinde çeÅŸitli mesafelerde koÅŸulmaktadır. Yalnız Balkan ülkeleri arasında yapılmış ve adı “Balkan Bayrak” olarak kalmıştır. Dörder atlet arasında 800 m, 400 m, 200 m ve 100 m koÅŸulan bir türü daha vardır. Ayrıca bir zamanlar yurdumuzda bir hayli yaygın olan “İsveç Bayrak KoÅŸusu” da bir diÄŸer bayrak yarış türüdür. Bunların mesafeleri de 400, 300, 200 ve 100 m’dir.
Toplu koÅŸucular tarafından koÅŸulan bayrak yarışlarında esas olan, koÅŸucunun kendi mesafesini bitirdikten sonra elinde bulunan sopayı yeniden koÅŸacak olan arkadaşına vermesidir. EÄŸer sopa düşürülürse, düşüren atlet yerden alır. Sopa düz aÄŸaç veya metal bir borudan yapılmış olup, 28/30 cm uzunluÄŸunda, 50 gram ağırlığında ve tek parçadır. Yarışlar, hareketsiz duran yarışmacıların tabanca patlatmasıyla aldıkları startla baÅŸlar.Takımlardaki dört atletin her biri yarışmanın bir bölümünde koÅŸar, koÅŸu sırasında elde bir sopa taşınır. Sopa deÄŸiÅŸimi 20 m’lik bir bölgede yapılır.
1964 yılında yapılan bir kural deÄŸiÅŸikliÄŸi ile; kısa mesafe bayrak yarışlarında koÅŸucunun sopayı almak için bayrak deÄŸiÅŸtirme bölgesinin 10 m. gerisinden koÅŸmaya baÅŸlamasına izin verildi. Ancak “çubuk deÄŸiÅŸtirmek bölgesinde” el deÄŸiÅŸtirmelidir. Bu deÄŸiÅŸim; dıştan deÄŸiÅŸim ve karma deÄŸiÅŸim diye iki ÅŸekilde olur. Dışta deÄŸiÅŸimde koÅŸucu, çubuÄŸu sol elinden arkadaşının saÄŸ eline verir. Karma deÄŸiÅŸimde ise hem saÄŸ hem sol el ile stafet deÄŸiÅŸtirilebilir. Bayrak fırlatılarak deÄŸiÅŸtirilemez. Seçmelerden sonra takımdaki oyuncu deÄŸiÅŸikliÄŸi ancak zorunlu olması durumunda doktor raporuyla yapılabilir.
Bayrak koşuları erkekler ve bayanlar için ikiye ayrılır.
1- 4×100 m bayrak yarışları: Erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları’dır. 4×100 m bayrak yarışları baÅŸtan sona kulvarlarda koÅŸulur. Çıkış yapan atlet bayrağı saÄŸ eliyle taşır. Bayrak bir turda her 100 m sonunda olmak üzere, üç kez el deÄŸiÅŸtirir. Her kulvarda, 20 m’lik bayrak deÄŸiÅŸtirme bölgeleri iÅŸaretlenerek deÄŸiÅŸikliklerin buralarda yapılması saÄŸlanır. Buna uymayan takımlar diskalifiye edilir. Hiçbir atlet yarışmada bir bölümden fazla koÅŸamaz.
2- 4×400 m bayraklar yarışları: Bu bayrak yarışı da 4×100 m gibi erkekler ve bayanlar arası yapılan Olimpik Atletizm Yarışmaları’dır. 4×400 m bayrak yarışında ikinci yarışmacıdan itibaren takımlar, verilmiÅŸ olan handikaba göre 400 ya da 500 m sonunda iç kulvara geçebilirler. Yarışın kulvarda koÅŸulmayan bölümlerinde atletler, bayrak deÄŸiÅŸtirmek için kendi kulvarlarına dönmelidirler. Atlet bayrağı verdikten sonra, hemen kulvarı terk etmeli ve arkadaki takımın atletine engel olmamalıdır. Her hangi bir takım, kasıtlı veya kasıtsız engelleme yaparsa veya bayrak deÄŸiÅŸtirirken yardımlaşırsa takım halinde diskalifiye olur.
e) Engelli KoÅŸular: EÅŸit aralıklarla yerleÅŸtirilmiÅŸ engelleri aÅŸarak, koÅŸmaya dayanan hafif atletizm sınıfından pist ve alan sporudur. Engelli koÅŸu 19. yy’da İngiltere’de ortaya çıkmıştır. 1920′lerde bayanlar da bu sporu yapmaya baÅŸlamıştır. 1935′de ağır ve ters çevrilmiÅŸ T biçimindeki engel yerine, L biçimindeki engellerin kullanılmaya baÅŸlaması, engelli koÅŸuların en önemli geliÅŸmesi sayılır.
Engelli koÅŸularda baÅŸarı tekniÄŸe dayanır. Engel tekniÄŸini öğrenebilmek uzun bir çalışma, sabır ve dikkat ister. Bu da engelli koÅŸularda az atlet yetiÅŸmesine neden olmaktadır. Engellerin kavisli ve L biçiminde olup, L’nin alt kenarı koÅŸucuya doÄŸru bakar. Bu tür engeller devrildikten sonra atletin ayağına takılmaz. Engeller üst kenarından merkezine 3.5-4 kg’lık bir güç uygulandığında devrilecek biçimde yapılmıştır.
Engellerin yüksekliği yarışmalara göre değişir. Her atlet kendi kulvarında koşar. Her kulvarda on engel vardır. Günümüzde engelli koşu atletleri, iki engel arasında hız koşusu tekniğinden yararlanırlar. Atlet, engellerin tam üzerinden geçmelidirler. Engeli aşarken çift kolla ileri doğru hamle yaparken iyice öne doğru eğilir, ardından da bacaklarını, hızını kesmeden yarışmaya devam etmesini sağlayacak bir biçimde de öne uzatır.
Engel koÅŸusu sırasında atlet, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse, kendi kulvarından olmayan bir engeli atlarsa, el veya ayağıyla kasıtlı olarak bir engeli devirirse diskalifiye olur. Ancak kasıtlı olmamak kaydıyla engel devirmenin cezası yoktur. Uluslar arası Amatör Federasyonu (IAAF)’nin kararına göre engelli yarış mesafeleri dörde ayrılır. Buna göre:
1- 100 m engelli bayanlar
2- 110 m engelli erkekler
3- 200 m engelli erkekler
4- 400 m engelli erkekler
1 – 100 m engelli bayanlar: 1966 yılında IAAF tarafından kabul edilen, her biri 84 cm yüksekliÄŸinde on engelin yer aldığı tamamen teknik bir koÅŸudur. İlk engele kadar olan mesafe 13 m, engeller arası 8.5 m’dir. Son engel ile bitiÅŸ çizgisi arası 10.5 m’dir. Her yarışmacının ayrı bir kulvarda koÅŸtuÄŸu bu yarış, 1972 Olimpiyat Oyunları’nda 80 m yarışının yerini almıştır.
2 – 110 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olan erkekler arası bir koÅŸu olup, engellerin üzerinden düzgün bir hızla ve ahenkle geçmeyi gerektirir. 110 m engellide günümüzün en büyük ismi BirleÅŸik Amerikalı Greg Foster’dır. 1983-1987′den sonra 1991′deki Tokyo Dünya Åžampiyonası’nda elde ettiÄŸi 13.06′lık rekorla en büyük olduÄŸunu kanıtladı.
Bu yarışmalarda her biri 106.7 cm yüksekliÄŸinde on engel vardır. İlk engele kadar olan mesafe 13.72 m’dir. Engeller arası mesafe 9.14 m’dir. Son engelle bitiÅŸ arası 14.2 m’dir. İlk engele 7-8 adımla gelinir. Engel aralarının iniÅŸ – çıkış hariç, üç adımda geçilmesi yarışmacı için avantajlı bir durumdur.
3 – 200 m engelli erkekler: Olimpiyat yarışmalarına dahil olmayan bir koÅŸudur. On engelin her biri 76.2 cm yüksekliÄŸinde olup, 18.29 m arayla yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Çıkış yeri ile ilk engel arasındaki mesafe 18.29 m olup son engel ile bitiÅŸ çizgisi arası 17.10 m’dir.
4- 400 m engelli erkekler: Olimpik karşılaÅŸmalara dahil, teknik olarak çok ekonomik olan, vücudun daha az yatırıldığı 110 m engelliye göre sürati daha düşük bir koÅŸudur. 400 m engelli koÅŸu atletin, atletik yeteneklerini ortaya koyduÄŸu bir koÅŸudur. Ritm ve fulelerin uzunluÄŸu son derece önemli olup, ilk engele 21-22 fule ile vararak, diÄŸer engel aralarını 13-17 fulede aÅŸmak, en ideal olanıdır. Atlet, engel aralarında kaç adım atacağını önceden tespit etmelidir. Bu koÅŸularda engel yüksekliÄŸi 91.4 cm olup, 35 m arayla on engel yerleÅŸtirilmiÅŸtir. İlk engele kadar olan mesafe 45 m, son engel ile bitiÅŸ çizgisi arası 40 m’dir. Atlet kendi kulvarında yarışır.
Ayrıca 1976 yılından beri erkek atletlerin yanısıra bayanlar arasındaki yarışmalarda engellerin yüksekliği 76.2 cm olup, diğer ölçüler erkekler arası koşularda olduğu gibidir. 400 m engelli, 400 m düz yarışlarına göre daha kolay izlenir. Bütün kulvarlarda her engel, başlangıç çizgisinden eşit uzaklıktadır. Aynı sıra numaralı engeli ilk aşan atlet önde gidiyor demektir.
f)Engelli / Hendekli: Olimpik hendekli koÅŸusu 3000 metre koÅŸulan ve erkekler arasında yapılan bir yarışmadır. Hendek yarışının parkurunda 28′i kuru, 7′si sulu 35 engel bulunur. Yarışmacılar engellerin üzerine basıp geçebilirler ya da atlayabilirler. Engellerin arası ortalama 78 m olup, yüksekliÄŸi 91.1-91.7 cm, geniÅŸliÄŸi 3.66 m, ağırlıkları ise 80-100 kg’dır. Çarpıldıklarında yıkılmayacak biçimde olup, en içteki üç kulvara yerleÅŸtirilmiÅŸlerdir. Her iki uçlarında 120-140 cm arası tabanlar vardır.
BaÅŸlangıç noktasından itibaren 270 m’ye kadar hendek yoktur. Her turda 5 engel bulunur. Bunlardan dördü kuru, biri suludur. Su hendeÄŸinin geniÅŸliÄŸi ve uzunluÄŸu 3.66 m, engele en yakın su derinliÄŸi ise 70/75 cm’dir. Yarışmacılar su engelini aÅŸarken engelin üstüne basabilir. Su hendeÄŸinin önündeki engel, kımıldamayacak biçimde hendeÄŸe yerleÅŸtirilmelidir. Bir hendek koÅŸucusu; engelin yanından geçerse, su engelinin üzerinden veya içinden geçmezse, ayağını veya bacağını engelin yanından geçirirse diskalifiye olur.
Yol yarışları
a) Maraton: Atletizmde en uzun mesafeli (42.195 m), sert tabanlı yollarda gidiÅŸ dönüş olarak yapılan mukavemet koÅŸusudur. Adını eski Yunanistan’daki Marathon Savaşı’ndan aldı. İlk kez 1896′da düzenlenen Atina Olimpiyat Oyunları’nda koÅŸuldu, 1924 yılında 42.195 m olması benimsendi. Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu 1992 yılından itibaren 21.100 m’de yarı maraton Dünya Åžampiyonası düzenlemeye baÅŸladı.
Maraton parkurları aynı nitelikte olmadığı için dünya rekoru kaydı tutulmaz. Sadece en iyi derece vardır. Türkiye’de maraton, ilk kez 1937′de resmi yarışmalarda yer aldı. 1970′lerde bayanlar da resmen yarışmalarda yer almaya baÅŸladı. Uluslararası popüler yarışma olarak Boston Maratonu, Türkiye’de ise 1979′dan beri yapılmakta olan Asya-Avrupa Maratonu gösterilebilir.
Maraton koşularında yalnız bacaklar kollar değil, karın kasları dahil vücudun bütün kasları hareket eder. Maraton koşularında çıkış ve bitişler genellikle stadyum içinde olursa da bu şart değildir. Ana yollar üzerinde koşulan bu yarışmalarda trafik ekipleri de görev alır. Yarışma öncesi her atletin sağlık kontrolünden geçmesi ve koşar raporu alması zorunludur.
Mesafeler kilometre ve mil olarak yol boyunca gösterilir. Her 5 km’ye yerleÅŸtirilen resmi yiyecek – içecek merkezlerinde atletlerin istedikleri yiyecekler ve içecekler bulundurulur. Bir maraton koÅŸucusu koÅŸu sırasında 3000 kilo kalori kadar enerji harcar. Eski yıllarda atletler, yiyeceÄŸe fazla önem vermelerine raÄŸmen son zamanlarda sadece suyla ağızlarını çalkalayıp yüzlerini ve baÅŸlarını ıslatmakla yetinmektedirler. Yollar üzerinde yapılan yarışmalarda parkur, koÅŸu çizgisi boyunca ölçülür. 50 m’den fazla fark kabul edilmez.
b) Yürüyüş: Bir spor dalı olarak yürüyüş, adımların zeminle temasını kaybetmeden hızla ilerlemeye dayanan, Olimpiyat Oyunları’nda yer alan, hafif atletizm dalında bir spordur. Yürümek ile yürüyüşü birbirine karıştırmamak gerekir. Yürüyüş baÅŸlı başına bir spor olup, kuralları, tekniÄŸi ve taktiÄŸi olan, karın adalelerinin yardımıyla ayaklar ve bacaklarla yapılan, kollarla dengelendirilen bir ilerleme hareketidir.,
Yürüyüş sporu ilk kez 1867 yılında İngiltere’de yapılmış, 1908 yılında 16.090 m olan mesafe daha sonra 10 km’ye inmiÅŸtir. 1948 yılında ise pistte 10 km, yolda 50 km olarak belirlenmiÅŸtir. 1956 yılından itibaren de yarışmalar bu mesafede yapılmaktadır. Türkiye’de 1940 yılında Robert Koleji’nde yapılan atletizm yarışmalarında, 1500 m yürüyüş yarışması yer almasına raÄŸmen, ilk resmi yarışmalar 1952 yılında İstanbul’da yapılmaya baÅŸladı. İlk yürüyüş yarışması 10 km üzerinden Fenerbahçe stadında yapıldı.
Bu yarışmalarda yer alan ilk Türk atletleri Selahattin Yıldız, Vartan Avukyan ve Isak Franco’dur. Gerek pistte ve gerekse yollarda yapılan yürüyüş sporunda ayaklar, zeminle temasını kaybetmemeli, öne doÄŸru atılan ayak topuÄŸu, diÄŸer ayak yerden kalkmadan yere temas etmelidir. Önce zemine ayak topuÄŸu, sonra taban, sonra da ayak deÄŸer. Bu da ayakların kalçadan hareket ettirilmesi ile mümkün olur. Yürüyüş sporu yapanların giydikleri ayakkabılar, zorlanmaya dayanıklı ve hafif olmalıdır. Ayakkabı bantlarının mafsalları koruyacak ÅŸekilde ve ökçeye doÄŸru kama ÅŸeklinde bir artımı vardır. Taban kalınlığı 13 mm’yi geçemez. Topuk ise tabandan 13 mm daha yüksek olabilir. Yürüyüşçüler genellikle beyaz güneÅŸ ÅŸapkaları ve güneÅŸ ışınlarını yansıtan açık giysiler kullanırlar. Kalın çorap giyerler.
Yürüyüş yapanların bacak ve baldır kasları çok gelişir. Bu spor kan dolaşımını hızlandırır, adaleleri geliştirip iç organların çalışmasını düzene sokar. Yürüyüş yarışmalarında da koşularda olduğu gibi adım uzunluğu ve saniyedeki adım sayısı çok önemlidir. Diğer önemli noktalar; ayakların düz bir hat üzerinde hareket etmesi bacakların temposudur.
Yürüyüşte iki stil vardır.
Birincisi Avrupa Stili olup, atletler çok kuvvetli kol hareketi içeren bir stil uygular.
İkincisi de Meksika Stili olup, atlet baş, omuz ve gövdesini sallayarak yürür.
Yollar üzerinde yapılan yürüyüş yarışmalarında yarışmacıların güvenliÄŸi saÄŸlanmalıdır. Yarışmalarda 5 km aralıklarla içecek istasyonları bulunur. Organizatör ya da atletlerin kendi saÄŸladıkları bu içecek- yiyecekler, atletlerin kolayca bulabileceÄŸi ve ellerine verilecek biçimde yerleÅŸtirilir. 20 km’den sonra yalnız su saÄŸlayan istasyonlar vardır. Yürüyüş yarışları hem pistte hem de yolda yapılabilir.
Olimpiyat Oyunları’nda yer alan yürüyüş yarışmaları 20 ile 50 km üzerinden yapılır. 50 km olan yarış, maratondan 8 km daha uzun olup, en uzun mesafe yarışıdır. Bayanlar 10 km üzerinden yürüyüş yarışmalarına katılırlar. Dünya Kupası için IAAF’nin belirlediÄŸi yürüyüş yarışması, erkekler için “Lugono Kupası” ve bayanlar için “Lochboın Kupası”dır. Yarışmalarda yarışmacının yürüyüş biçimini, yarışın herhangi bir anında kurallara uyup uymadığını kontrol etmekle görevli, her atlet için birisi lider olmak üzere üçer hakem bulunur.
c) Kır KoÅŸuÅŸu: Kırsal alanlarda iniÅŸli-çıkışlı toprak üzerinde yapılan uzun mesafe koÅŸusudur. Kros olarak da bilinir. İlk uluslar arası yarışma Fransa ile İngiltere arasında 1898′de yapılmıştır. 1903 yılında İngiltere, İrlanda ve İskoçya’nın katılımı ile baÅŸlayan ÅŸampiyonaya daha sonra diÄŸer ülkeler de katılmıştır. 1924 yılında yaz yarışmalarına uygun olmadığı için Olimpiyat Oyunları’ndan çıkarılmıştır.
1962 yılında IAAF, uluslar arası kuralları yeniden belirlemiÅŸ, 1967′de ilk kez bayanlar arası kır koÅŸusu düzenlenmiÅŸtir. ABD’den erkeklerde Pat Porter, ard arda 8 kez kazanarak, kır koÅŸusunda ulaşılması güç bir rekor sahibi olmuÅŸtur. IAAF’nın belirlediÄŸi uluslar arası yarışmanın standart mesafesi, erkekler için 12 km’dir. Kır koÅŸusu, belli bir pistten düzenlenmediÄŸi için dünya rekoru tutulmaz. Bu koÅŸuya katılacaklar sıkı bir saÄŸlık kontrolünden geçirilmeli, kalp ve ciÄŸerlerinin saÄŸlam olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Kır koÅŸusu, bir kış sporu olup, her türlü hava koÅŸullarına katlanan atletlerin, azim ve iradeleri ölçülür ve atletler yaz oyunları için hazırlanma fırsatı bulurlar.
Atletler yün ÅŸapka ve eldiven kullanıp, her zemine uyum saÄŸlayan “waffle” tipi sentetik tabanlı ayakkabılar giyerler. Kır koÅŸuları, bireysel yarışlar ve takım yarışları biçiminde yapılır. Takım koÅŸularında her takım 6-9 atletten oluÅŸur. Bu takım yarışlarında kaç sporcunun puanlarının deÄŸerlendireceÄŸi önceden belirlenir. Belirlenen sayıda en az kötü puanı alan takım, yarışı kazanır.
Kır koşularının bir değişik türü de bayraklı kır koşusudur. Bu yarışlarda bayrak yerine koşucu, koşacak olanın eline dokunur. Kır koşularında koşu yönünün sol tarafından kırmızı, sağ tarafına beyaz flama dizilir. Gerekli noktalarda kontrol için hakem bulundurulur. Yarış sonunda çit veya iple belirlenen ve tüm koşucuların teker teker geçebileceği, huni biçiminde bir finiş tüneli vardır. Tüm yarışmacılar bu tünelden geçerken, hakemler tarafından numaralanarak bitirme dereceleri yazılır.
d) Yol KoÅŸusu: Kış koÅŸularının deÄŸiÅŸik bir türü olup, ÅŸehir içindeki ana cadde ve sokaklarda koÅŸulur. Türkiye’de ilk kez 1922 yılında Fatih ile Harbiye arasında koÅŸuldu. Åžehir trafiÄŸinin yoÄŸunlaÅŸması bu koÅŸulara olan ilgiyi azaltmasına karşın, Ankara’da yapılan 2000 yılında 65 ncisi. düzenlenen “Büyük Atatürk KoÅŸusu”, 10 bin 500 m’lik bir sokak koÅŸusu olarak yapılmaya devam etmektedir.
Ayrıca Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen “Dedeler Yarışı”da, 1980 yılından beri bir sokak koÅŸusu olarak sürdürülmektedir. (50-55, 56-60, 61-65 ve 66 ve daha üstü yaÅŸ gruplarında). Bir diÄŸer sokak yarışı da Asya – Avrupa Maratonu ile yapılan halk koÅŸusudur.
Â
Birleşik Yarışlar
Bir diÄŸer adı da Kombine Yarışlar olan bu yarışlar, koÅŸma, atma ve atlamalardan meydana gelir. MÖ. 8. yy’dan itibaren atletizm müsabakalarında yer almaya baÅŸlamış olup, öncelere beÅŸ dalda iken, sonraları İskandinav ülkelerinin öncülüğü ile 10 dalda yapılmaya baÅŸlandı. BirleÅŸik yarışlar dekatlon ve heptatlon diye ikiye ayrılır. Günümüzde dekatlon ve heptatlon yarışmaları bir bütün olarak görülmektedir. Atletlerin iki gün süren bu yarışmalara bedensel ve ruhsal yönden çok iyi hazırlanmaları gerekir. BirleÅŸik yarışlar ikiye ayrılır. Buna 1981 yılından beri koÅŸulmayan pentatlonu da bilgi sahibi olmak amacıyla ekleyebiliriz.
a)     Dekatlon (10′lu yarışma/erkekler)
b) Heptatlon (7′li yarışma/ bayanlar)
a) Dekatlon (10′luu yarışma) : Sürat, kuvvet, ve beceri isteyen karışık yarışmalardır. İlk kez 1884 yılında Amerika’da uygulandı, 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları ile oyun programına dahil edilmiÅŸ ve bundan sonra da giderek önem kazanmaya baÅŸladı.
Dekatlon, erkekler arasında yapılan on yarışma dalından oluşan birleşik yarışlardır. İki gün süren bu yarışmalarda birinci gün; 100 m, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama ve 400 m koşulur. İkinci gün; 110 m engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma ve 1500 m koşulur. Bir de 5 yarışma dalından oluşan (uzun atlama, cirit atma, 200 m, disk atma ve 1500 m) ve bir günde yapılan beşli yarışmalar vardır.
Atletizmin programında olduğu gibi, hiçbir atletin bu kadar sıkı, yorucu ve uzun süre antrenman uygulaması gereken spor dalı yoktur. İyi bir dekatloncu olmak için en az beş yıl yarışmak gerekir. İyi bir dekatloncunun on yarışma dalında da dengeli bir ortalama tutturması; oyun süresince yetenekli, kararlı ve adale yönünden hazır olmasına bağlıdır.
Dekatlon atletleri çeşitli koşu, atma ve atlama ayakkabıları, ölçüm tabloları koyabilecek büyüklükte bir çantayı yanlarında taşırlar. Ayrıca ısınmak ve dinlenmek için uyku tulumu ve battaniye de yanlarında bulundurabilirler. Yarışlar listedeki düzene göre yapılır. Herhangi bir yarışa girmeyen bir yarışmacı, yarışı bütünüyle bırakmış sayılıp elenir.
Pist yarışlarında da üç hatalı çıkış elenme nedenidir. Her alan yarışında yarışmacının üç hakkı vardır. Yarışmalarda sadece bir tür vakit ölçme aleti kullanıldığında zaman, deÄŸerlendirme puan cetvelinde saniyenin 1/100′üne kadar yapılır. IAAF’nin belirlediÄŸi tabloya göre puanlama yapılır.
Puanlar, atletin koştuğu dereceye, atladığı yüksekliğe, atma ve atlama uzunluğuna göre verilir. En çok puan toplayan atlet yarışmaların birincisi olur. Puanların eşit olması durumundan, branşların çoğunda, en yüksek puanı alan atlet birinci gelir. Eşitlik yine bozulmazsa, bireysel branştaki en yüksek puana bakılır.
b) Heptatlon (7′li yarışma): Dekatlon gibi sürat, kuvvet ve beceri isteyen, bayanlar arasında yapılan ve yedi daldan oluÅŸan kombine yarışmalardır. Bugüne kadar yarışma sayıları, türleri ve sıraları çeÅŸitli deÄŸiÅŸikliklere uÄŸradı.
1920′lerde Almanya ve Rusya’da üç ve beÅŸ dallı yarışmalarla baÅŸladı. 1964 yılında Olimpiyat Oyunları’nda 5′li yarışma pentatlon olarak yer aldı. 1981 yılından itibaren Heptatlon, çok yarışmalı dal olarak bugünkü ÅŸeklini aldı.
Atletizmin en zor branşlarından biri olan Heptatlon, yurdumuzda henüz tam anlamıyla yapılamamaktadır. Bu zor sporda atlet olmamasının yanısıra, atletizm salonunun olmaması da önemli bir etkendir.
Yedi yarışma dalından oluşan Heptatlon yarışmalarında birinci gün; 100 m engelli, gülle atma, yüksek atlama ve 200 m koşulur. İkinci gün; uzun atlama, cirit atma ve 800 m koşuları yapılır. Kurallar ve derece ölçümleri dekatlonda olduğu gibi IAAF tarafından belirlenmiştir.
ATLAMA BRANÅžLARI
Atletizmin bir dalı olan atlamalarda, gerek yüksek ve sırıkla yüksek atlama, gerekse uzun atlama, bir koşu sonunda sıçrama ile yapılır. Atlamalar 4 bölümden oluşur:
1-      Yüksek atlama
2-Â Â Â Â Â Uzun atlama
3-     Üç adım atlama
4- Sırıkla atlama
Uzun ve üç adım atlamada yapılan derecenin rekor olabilmesi için arkadan esen rüzgarın hızının saniyede 2 m’yi geçmemesi gerekir.
a) Yüksek atlama: Koşarak hız kazandıktan sonra sağlam iki dik sehpanın arasındaki çıtanın üzerinden atlayarak yapılır. Bu atlamada prensip vücudun çıtanın üzerinden düşürmeden geçmesidir. Yüksek atlamayı diğer yarışmalardan ayıran özellikler üç tanedir. Birincisi mesafe dikey olarak ölçülür, ikincisi başarı ve başarısızlık belirli bir yükseklikteki çıtayı aşmaya bağlıdır, üçüncüsü ise atlet başarılı olduğu sürece sayısız deneme hakkına sahiptir.
Bu spor dalında baÅŸarılı olmak için, bacak adalelerinin doÄŸal bir yaylılık ve tempo kuvvetine sahip olması, vücudun dirençli ve uyumlu olması gerekir. Boy faktörü sanıldığının tersine avantaj oluÅŸturmaz. Atlama alanı olarak kullanılan, çıkış noktası ile yarım daire ÅŸeklinde olan hızlanma sahasının uzunluÄŸu, 15 m’den az olamaz. Atlama sehpası, sert ve bükülmez aÄŸaçtan veya madendendir.
Aralarındaki mesafe 3.66-4.02 m’dir. Atlama çıtasının uçları kare, üçgen veya yuvarlak olabilir. Ağırlığı 2 kg’ı geçemez. Sehpa üzerindeki çıta, yarışmacının dokunduÄŸu zaman kolayca düşecek biçimde yatay durumdadır. Çıtanın arkasında süngerle doldurulmuÅŸ düşme minderi, en az 5×4 m boyutunda ve yeterli kalınlıktadır. Kullanılan malzemelerin başında, topuÄŸu korumak için plastik ve lastik çivili ayakkabıları sayabiliriz. TopuÄŸun kalınlığı 6 mm’yi, taban kalınlığı da 13 mm’yi geçemez.
Atlamadan önce hız kazanabilmek için koşulması gerekir. Atlayıcı, 7-11 adım arası yaklaşma koşusunu, 30-40 derecelik bir açı ile giderek hızlanan bir koşu temposi ile yapar. Atlayıcı, çıtaya çok yakın basarak sıçramalıdır. Sıçrayış tek ayakla ve geriye alınmış vücudun gergin bacak üzerine alınmasıyla başlar. Çıta üzerine gelince vücudun ekseni etrafından dönmesi, başın göğüs hizasına alınması ile sürer.
Önce dış kol ile savunma bacağının mindere değmesi, sonra da gövdenin kalça ile omuz üzerinde dönüşüyle atlama tamamlanır. Yüksek atlamada yarışmacının uyması gereken en önemli kural; sıçramada tek ayağını kullanmasıdır. Yüksek atlamada yarışmacılar elk atlayacakları yüksekliği kendileri seçerler. Alt sınırın yukarısında olmak kaydıyla herhangi bir yüksekliği atlamadan geçebilirler.
Başarılı olduğu sürece sayısız deneme hakkına sahiptirler. Ancak birbirini izleyen üç başarısız atlama denemesi yaptıklarını elenirler. Atlanan yükseklik, dik olarak yer ile çıtanın üst kenarının en alt kısmını içerir. Bir rekor durumunda yükseklik, atlamadan sonra yeniden ölçülür. Kazanan atlet elenmeyen son atlettir.
Beraberlik durumunda, söz konusu yüksekliğin üç deneme hakkından en azını kullanarak geçen kazanır. Bu durumda da beraberlik bozulmazsa toplam atlayışı en az olan kazanır. Kullanılan araçların ve atlama alanının düzenli olması atlayışın kurallara uygunluğu ve yüksekliğin ölçülmesi iki veya üç hakem tarafından sağlanır. Yüksek atlama sporu yapan atlayıcıların kullandıkları atlama stilleri 4 tanedir.
1-Â Â Â Â Â Â Scissor (makaslama)
2-Â Â Â Â Â Straddle ve Dive Staddle
3-Â Â Â Â Â Fosbury Flash
 4- Kalifornia (Western Roll)
Bunlardan en popüler olanları Straddle (Binme) ve Fosbury Flash teknikleridir. Straddle’da atlet yüzü aÅŸağıya bakar biçimde, vücudunu çıtanın etrafında döndürerek atlar. Fosbury Flash tekniÄŸinde ise atletin çıtayı önce başı geçer ve omuzlar üzerine düşülür. Kısa zamanda öğrenilmesi ve göze hoÅŸ görünmesi Fosbury Flash tekniÄŸini popüler kılmaktadır. Yarışmacı atlama sırasında iki ayağının üzerinde sıçrarsa, çıtayı aÅŸmadan düşerse, atlama anında çıtaya çarpar desteklerinden düşürürse baÅŸarısız sayılır.
b) Uzun atlama (Tek adım atlama) : Tek sıçrayışta en uzak mesafeye ulaÅŸmaya dayanan pist ve alan sporudur. Olimpiyat yarışmalarında yer alan uzun atlama, 1896 yılından bu yana erkekler, 1948′den beri de bayanlar tarafından yapılmaktadır. 1991 yılında Tokyo’da düzenlenen Dünya Atletizm Yarışması’nda Mike Powell, 8.95′lik atlayışla Bob Beamon’a ait 23 yıllık rekoru kırarak, ulaşılması güç bir derecenin sahibi oldu.
Uzun atlama yaklaşık 45 m’yi bulan hız alma mesafesinden koÅŸularak, zemin hizasındaki gerileme sahasını geçmeden kum havuzuna atlanılarak yapılır. Bu spor dalında baÅŸarılı olmak için atletler süratli koÅŸu, sprintler, yüksek atlama, ayaklarını ve baldırını kuvvetlendirici idmanlar ve cimnastik hareketleri yaparlar ve koÅŸuya tam anlamıyla ısındıktan sonra baÅŸlarlar.
Atlama alanı olarak kullanılan koÅŸu pistinin en az 1 m ilerisindeki atlama havuzundaki kum, yarışmalardan önce nemlendirilir. Kum havuzunun boyutları en az 2.75×10 m’dir. Her atlayıştan önce atlama çizgisi ile aynı seviyede olması saÄŸlanır. Atlama sırasında kullanılan tahtadan yapılan atlama tahtası, koÅŸu yoluyla eÅŸit düzeyde olacak ÅŸekilde topraÄŸa gömülür.
Atlama tahtasının ön kısmına da adım hatalarının belirlenmesi için macun döşenir. Yarışmacının kullandığı malzemeler, koşu elbisesi olarak eşofman ve plastik çivili ayakkabılardır. Koşuya, ayaklar bitişik, hafif koşu ritmiyle başlanır. Son hıza basma tahtasına yaklaşıldığında ulaşılması ve tahtaya iyi bir şekilde basılması önemlidir. Sıçramayı takiben dizler kolların altına çekilip, uçuş yapılır. Bunu ayaklar üzerine ileri doğru denge temin edilerek düşme izler.
Uzun atlamalarda atletlerin altışar deneme hakları vardır. Atlayıcının ayağı basma tahtasını geçerse, bu deneme ölçülmez. Atlayışın geçersiz olduğunu bildiren kırmızı bayrak hakemler tarafından kaldırılır. Hakemler hataları gözlemek, atlama yerini işaretlemek, atlamayı ölçmek ve yarışmacıları toplamakla görevlidirler.
Hakem sayısı her yarışma için deÄŸiÅŸiklik gösterir. Ölçüm, basma tahtası ile atletin kum havuzundaki en yakın izi arasındaki mesafe esas alınarak yapılır. Ölçülen uzunluk, alttaki en yakın cm’ye indirgenerek yazılır. Uluslararası yarışmalarda üçer atlayışlık eleme turlarında en iyi dereceyi yapan sekiz atlet yeniden üçer atlayış daha yapar. Final olarak adlandırılan bu atlayışlarda kazanan atlet, en iyi dereceyi yapan atlettir.
c) Üç adım atlama: Üç adım atlama; sıçrama, adım atma ve atlama biçimindeki üç ayrı kesintisiz hareketin ard arda yapılarak, en uzak mesafeye ulaÅŸmaya dayalı pist ve alan sporudur. 1896′dan beri olimpiyatlarda yer almakta olup, ilk oyunlarda iki sıçrama, sonraları tek sıçrama biçimini aldı.
Günümüzde üç adım atlama, hız mesafesi uzun atlamada olduÄŸu gibi 45 m’dir. Burada da atletler uzun atlamada olduÄŸu gibi süratli koÅŸu ayak ve baldırları kuvvetlendirici egzersiz ve cimnastik hareketleri yaparlar. KoÅŸuya tam anlamıyla ısındıktan sonra baÅŸlarlar.
Sadece üç adım atlayıcı, tek adımcıdan daha alçak sıçramalar yapar. Güç ve denge rüzgara karşı durmak için en gerekli ÅŸeylerdir. Atlama sahası olarak kullanılan atlama havuzu ve atlama tahtası, uzun atlamadakinin aynısıdır. Yalnız üç adım atlamada, atlama havuzu ile atlama tahtasının arası en az 11 m’dir.
Günümüzde üç adım atlamalarda, süratle atlayan ve sıçrama kuvvetine sahip olanların kullandığı De Silva tekniği ile az süratli olanlar tarafından kullanılan Ortadoğu tekniği tercih edilir. Tek adımın aksine, üç adımda basmadan önce fazla sürat önemli değildir. Sıçrama, çabuk ve koşu yönünde olup tek adımdan daha alçak olmalıdır. Yarışmacı tek ayağı üzerinde havalanır ve aynı ayağının üzerine iner. Bunu yerde atılan ikinci uzun bir adım izler. Adım için diğer ayağının üzerine düşmelidir. Bu süre içinde yarışmacı koşu alanındadır. Üçüncü ve son atlamayı yapıp iki ayağıyla havuza düşer.
Üç adım atlamalarda da atletlerin altışar hakları vardır. Altı hakkında en iyi dereceyi yapan birinci olur. Atletler, atlayış sırasında yanlış ayağıyla, kasten yere dokunursa atlayış geçersiz olur. Diğer kurallar uzun atlamadakilerin çok benzeridir.
d) Sırıkla atlama: Yatay bir çıtanın üstünden bir sırık yardımıyla atlamaya dayanan bir atletizm dalıdır. Atlama branşlarının en zoru olan sırıkla atlama, yardımcı araç kullanılarak yapılan bir spordur. 19. yy. ortalarından beri spor yarışmalarında yer almaktadır.
Ukraynalı ünlü sırıkçı Sergei Bubka, 1991 yılında dördü pistte (6.10), dördü de salonda (6.12) olmak üzere sekiz rekor kırıp, toplam dünya rekoru sayısını yirmi sekize çıkararak, sırıkla atlamanın en büyüğü olduğunu kanıtladı. Günümüzde sırıkla atlama, atlama noktasına 45 m uzunluğundaki bir pistten koşularak yapılır.
Bir çeşit akrobasi hareketi olan sırıkla atlamada, atletin başarılı olması için güçlü kollarının olması gereklidir. Uzun boylu olmak ayrıca büyük bir avantajdır. Uzun boylular, yükselişlerde üst tutuşu kolay yaparlar, enerjilerini daha ölçülü kullanırlar ve kollarla yapılan çekişlerde daha başarılıdırlar. Ayrıca rüzgar da önemli bir etkendir.
Sırıkla atlamada kullanılan en önemli malzeme atlama sırığıdır. Atletler yaklaşık 5 m uzunluğunda, 2 kg ağırlığında, cam elyaflı fiberglass sırık kullanırlar. Bu sırıklar atletlerin boylarına ve ağırlığına göre değişiklik gösterebilir. Ancak uzunluğu ve ağırlığı konusunda bir sınırlama yoktur.
Sırıklar hafif eğimli olup, elle iyi kavranabilmesi için altından ve üstünden bantla sarılmıştır. Koşu pistinin ucunda sırığı dayamak için toprağa gömülü sırık sandığı vardır. Atlet bu sırıkla havaya yükselerek iki direk arasındaki metal çıtayı aşmaya çalışır.
Sırığı, 2.2 kg ağırlığındaki metal çıtayı geçerken bırakır ve 1 m yüksekliğindeki özel mindere düşer. Sırıkla atlayan atletler, topuklarında süngerli lastik bulunan ya da bu atlayışlar için özel olarak hazırlanmış ayakkabılar kullanırlar. Bu ayakkabılar aynı zamanda ayak bileklerini de koruyucu özellik taşırlar. Atletler, sırığı el altı veya el üstü pozisyonu olarak adlandırılan iki ayrı biçimde taşırlar, 16-22 adım arası olan yaklaşma koşusuna başlar. Bu koşu yavaştan, hızlıya doğru olup, aynı tempo korunur. En yüksek hıza sıçrama noktasında ulaşılır. Sırığın saplama çukuruna yerleştirilmesini, yay gibi gerilen sırığın ucunda atletin havaya yükselmesi izler.
Bunu takiben eller ve ayaklar uzatılmış durumdayken sallanış hareketi başlar. Sallanmayı vücudu yükseltecek olan çekme hareketi izler. Bu sırada sırıkçının sırtı yere doğru olup, sırıkla daha yükselmek için itme hareketine geçer. Çıtayı geçme sırasında önce sol elini, sırıktan çekerek sağ eliyle ittiği sırığı bırakır. Düşüşün ayaklar üzerine, konmanın da uzun oturuş vaziyetinde, kalça üzerine olduğu iniş hareketiyle atlama tamamlanır.
Sırıkla atlamalarda atlet, her yükseklik için üç atlama hakkı kullanır. Atlayıcı tespit edilen en az yüksekliğin arttırılmasını isteyebilir. Bir atlet ard arda üç başarısız atlayış yaparsa elenir. Yarışmacı isterse bir ya da iki başarısız atlayıştan sonra kalan atlayış hakkını, daha yüksek bir çıtada deneyebilir. Atlama sırasında sırık kırılması hata sayılmaz.
İkisi araç-gereçleri hazırlayıp atışları kaydeden biri de gerilmeyi gözleyip, yarışmacılarla ilgilenen üç görevli hakem vardır. Ölçüm yerden dik olarak, çıtanın üst kenarının altı kısmına kadar yapılır. Her seriden ve rekor duyurusundan sonra yükseklikler ölçülür. En yüksekten atlayan yarışmayı kazanır. Aynı dereceyi paylaşan iki atlet olursa, en son yüksekliği en az denemede aşan, yarışma boyunca çıtayı en az düşüren ya da en az deneme yapan atlet birinci olur.
ATMA BRANÅžLARI
1-Gülle Atma:
Gülle Erkeklerde; 7.260 kg Ağırlığında ve 110-30mm çapında , bayanlarda ; 4kg ağırlığında ve 95-100mm çapındadır. Gülle Atma Branşı 2.13,5 mt. çapında bir dairenin içinde, kurallara uygun şekilde atılmak zorundadır (bayanlar ve erkeklerde aynı).
Gülle Atma Tekniği: İki değişik teknik uygulanabilmektedir. 1. teknik kayarak yapılırken, 2. teknik dönerek yapılmaktadır. Atıcının sırtı atış yönüne dönüktür, vücut ağırlığını sağ bacak üzerinde toplarken sol ayak yukarı kaldırılır. Geriye doğru kayma hareketi yapılır sol ayak takoza dayanır. Sol kol geniş bir açı ile atış yönüne doğru açılırken, sağ ayak atış yönüne doğru çevrilir ve gülle omuzdan ileri doğru itilerek atılır.
 2-Disk Atma :
Erkeklerde 2kg ağırlığında , 219-221mm çapında,bayanlarda 1kg ağırlığında ve 180-182mm çapında olup, 2.50mt çapında bir daireden atılır.
Disk Atma Tekniği: Başlarken bacaklar omuz genişliğinde açık sırt atış yönüne doğrudur . Sporcu sağ kolunu geriye doğru açar, aynı anda dizlerin üzerine çökerek bacak hareketleri başlar. Sol bacak geriye doğru çevrilir ve ağrırlık sol ayakta toplanır. Sağ ayak savurma hareketi ile sol ayağın önüne geçer dairenin orta noktasın yerleştirilir ve arkasından sol ayak sağ ayağın arkasın yerleştirilir. Bu hareketler sırasında diski tutan kol geride tutulur.Sol kol geniş bir açı ile atış yönüne doğru açılır, sağ bacak atış yününe doğru çevrilir ve sağ kol ileri doğru uzatılarak atış tamamlanır.
3-Cirit Atma
Cirit 25 – 30m’lik bir koÅŸu alanı içerisinde koÅŸularak yapılan tek atma branşı özelliÄŸi taşımaktadır. Bayanlar 600gr, erkekler 800gr ağırlığında aletlerle atışlarını yaparlar.
Cirit Atma Tekniği: Koşarak başlanan daha sonra koşunun hızı ile i 5 büyük çapraz adımla devam eden , sağlanan hızın atış aletine yansıtılmasıyla sonlanan hareketlerin bütününden oluşur.
 4-Çekiç Atma:
Çekiç Üç bölümden oluÅŸur; Çekiç sapı, çekiç teli ve çekiç güllesi. 1987′den beri erkeklerde çekicin ağırlığı 7.260 kg boyu ise 1.175-1.215m arasında olabilmektedir.Bayanlarda Çekicin ağırlığı 4kg’dır, boyu ise erkelerin çekiciyle aynıdır. IAAF bayanların rekorunu 1995 yılından itibaren onaylamaya baÅŸlamıştır. Büyükler Dünya Åžampiyonası Statüsüne alınması ise 1999 yılında yapılan Sydney Olimpiyatlarından sonra olmuÅŸtur.
Çekiç Atma Tekniği ; iki çeviriş, üç yada dört dönüşle yapılır. Baş üzerinde iki çevirişle, sol ayağın topuğu, sağ ayağın parmak ucunda dizler bükük ve sırt dik tutularak dönüş hareketine başlanır . Sol ayak dönüş esnasında topuktan parmak ucuna geçer ve sağ ayak sol ayağın etrafından dönüşü tamamlar . Bu ayak hareketleriyle birlikte dizlerin bükülü olması ve merkez ağırlığın sol ayakta olması sağlanır. Kollar serbest , sırt dik tutulur ve bu dönüş hareketi üç ya da dört kez tekrarlanarak atış tamamlanır.
Related posts:
- Atletizm Branşları ve Oyun Kurallari atletizm_kurallari ...
- ATLETİZMİN BRANŞLARI VE KURALLARI atletizm_branslari_kurallari/www.bedenegitimci.com ...
- ilköğretim 1.kademe sınıflar arası atletizm yarışmaları ilköğretim 1.kademe sınıflar arası atletizm yarışmaları ...
- ilköğretim 2.kademe sınıflar arası atletizm yarışmaları ilköğretim 2.kademe sınıflar arası atletizm yarışmaları ...
- Atatürk’ü Anma Spor Yarışmaları           ATATÜRK’Ü ANMA SPOR YARIÅžMALARI Türk sporunda...
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.