Error. Page cannot be displayed. Please contact your service provider for more details. (10)

Perşembe , Kasım 15 2018
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / GENEL / ANATOMİ / Anaerobik Enerji oluşumu nedir?

Anaerobik Enerji oluşumu nedir?


ANAEROBİK ENERJİ OLUŞUMU NEDİR:

Organizmanın oksijensiz enerji oluşum sistemidir.

İki bölümü vardır: ATP-CP ‘li sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel aktiviteler sırasında önce kas hücresi içinde bulunan hazır ATP (adenozintrifosfat) devreye girer. Daha sonra eğer ortamda yeterli oksijen yoksa enerji verici maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı verilen bir yan ürün ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de laktik asitli sistem denir.
Anaerobik çalışma, bir hareketi çok kısa bir sürede büyük bir kuvvet ortaya çıkarmada kullanılan çalışmalar olarak adlandırılır. Kanın taşıdığı oksijen miktarı bellidir ve belli bir hareket şiddetine göre ayarlanıyor hareketin şiddeti artıkça kanın içindeki oksijen yetersiz kalmaktadır. Yetersiz kalan oksijenle beraber vücut enerji yakımı için laktik asit kullanmaya çalışır. Laktik asit ise çok özel ve zor zamanlarda kullanılmaya hazır bekletildiğinden kullanıldıktan sonra vücutta anormal bir dengesizlik yaratmaktadır ve bilindik vücut işleyişinin dışına çıkmaktadır. Bunun kullanılması aslında ölüm yaratacak durumlardan kurtulma ve vücudu aşırı tehlikelerden korumak amaçlı yedek depo olarak bilinir. Ama sporda aşırı kazanma isteğinden kaynaklı ve sürekli yeni rekorların ortaya çıkması ile beraber daha iyiyi nasıl elde edebilirim mantığıyla antrenmanların vazgeçilmez çalışmasına dönüşmüştür.

Anaerobik çalışmalar aslında insan fizyolojisi ve metabolizması için iyi değildir. Sağlık amaçlı ve yaşam boyu spor etkinliklerinde anaerobik çalışmalar insan fizyolojisinde önemli tahribatlar yaratmaktadır. Şiddeti iyi ayarlanmamış aerobik çalışmalar belli bir süre sonra anaerobik çalışmaya kaydığı için enerji yakımı laktik asitle sağlandığı için çalışma sonrasında yorgunluk ve bitkinlik yaratmakla beraber kişiyi süranreteneye sokar. Sürantranmana uğramak kişinin kapasitesini aşıp vücudu çok aşırı zorlamak ve yormakla ortaya çıkar ve sonucunda, bulantı, kusma, baş dönmesi, antrenmanda isteksizlik ve antrenman fobisine neden olabilir. Süratreneye uğramak genelde çalışmadan sonra ortaya çıkar. Ve kişinin spordan soğumasına neden olmaktadır. Bunun fark edemeyen antrenör yada çalıştırıcı Süratreneye uğrayan sporcunun çalışmasına ısrar ederse performans ilerleyeceğine sürekli geriye doğru gider. Sporu çok iyi bilmeyen spor gönüllüleri bu durumun çok iyi bir çalışmaya denk geldiğini düşünürler. Bu yorgunluk hissinin aslında beden dilinde bir ikaz ve uyarı olduğunu maalesef spor eğitimcilerimiz de bilmemektedir. Sporcu olan ve olmayan biri için bu çok iyi bir durum değildir. Zayıflama amaçlı spor yapanlarda anaerobik çalışmalar hem bedensel hem de psikolojik bir baskı yaratır.

Sağlık amaçlı spor aktivitelerinde bedensel baskı sadece kasların yorulması ile kalmamaktadır. Kasların olduğundan daha fazla çalışması ve çalışmaların reaksiyon (tepki hızı) şiddeti fazla olması büyük bir güç gerektirir ve sadece kaba kasları yani büyük kasları çalıştırır. Sadece büyük kas çalışmaları bir süre sonra yürüyüşte ve duruşta anormal bir pozisyon ortaya çıkmakla beraber dışardan hoş ve estetik olmayan bir görüntü ortaya çıkar.

Psikolojik olarak, kasın çalışmasını sağlayan yardımcı ve ana öğelerden bir tanesi de kas beyin arasındaki iletişimi sağlayan sinirlerdir. Kasın kemiğe bağlandığı yerde bulunan sinirler kas uçlarıyla sürekli bir iletişim ve etkileşim halindedir. Kasın çalışmasını sağlamak için kas sinir aracılığı ile merkezi sinir sisteminden izin ister. Bu izin sinirler aracılığı ile tekrar kaslara iletilerek kasın kasılması sağlanır. Kasılma ile beraber hareket ortaya çıkar. Beyin kontrolü dışında hareket yapıldığında hemen sakatlık ortaya çıkar. Aşırı yüklenmelerde kas uçlarındaki sinirler aşırı yorulur ve çok çalışmadan kaynaklı zarar görmektedir. Zarar gören ve yorulan sinir uçları beyin kas arasındaki koordinasyonda aksaklıklara sebep olduğu için kasın kontrolsüz çalışmasına sebep olduğu için spor sakatlıkları ve sür antrenman ortaya çıkar.

Anaerobik çalışmalar elit sporcular ve müsabaka sporcuları için vücudu daha çok yormak ve vücudun performansında maksimum yararlanmayı amaçlamaktadır. Aslında yarışma sporcuları için anaerobik çalışmalar müsabaka dışında kalan yaşamları için çok olumlu bir yansıma yapmaz. Anaerobik çalışmaya alışan vücut günlük yaşamdaki çalışmalarda yani aerobik kasılmalarda ince kas yerine büyük kasları çalıştırır. Çalışan büyük kas için fazla bir enerji gerektirir. Çok küçük işlerde bile anaerobik kasılmalar olduğun için erken yorulmalara sebep olur. Yarışma sporcuları sosyal yaşamdaki beden diline bakarsanız çok kaba bir duruş ve estetik olmayan bir beden yapısına sahiptirler. Çünkü anaerobik çalışmalar genelde en üst performansı hedeflediği için sadece kaba kasları daha doğrusu büyük kasları çalıştırır. Büyük kasların vücuttaki oranları çok azdır. İnce kaslar genelde estetik ya da ince hareket çalışmalarında ve çok efor gerektirmeyen küçük işlerde kullanılır.


Hakkında yahya YALCiN

Cevapla