Error. Page cannot be displayed. Please contact your service provider for more details. (18)

Pazar , Ağustos 20 2017
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / GENEL / ANTRENMAN / Çocukta Sporsal Başarı Yeteneğini Etkileyen Öğeler

Çocukta Sporsal Başarı Yeteneğini Etkileyen Öğeler


                          

 Sporsal başarıyı belirleyen öğeleri Gelişim düzeyi, yetenek, antrenman ve müsabakaların niteliği başlıkları altında toplamak mümkündür.

            Gelişim Düzeyi

            Çocukların ve gençlerin ana özelliği; açıkça gözlenebilen bir gelişim süreci içinde bulunuyor olmalarıdır. Başka bir deyişle, gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları veya olgunluğa henüz erişmemiş olmalarıdır. Biz yetişkinlerin yaşadığı gelişim süreçleri böylesine açık ve seçik bir biçimde gözlemlenememektedir. Çocuklar ve gençler, bedensel ve davranışsal özelliklerin sürekli değiştiği bir süreç içinde bulunurlar. Söz konusu gelişim belli kurallara bağlıdır. Sportif antrenman koşulları içinde de bu kurallar, dikkate alınmak zorundadır.

            Gelişim, belirli bir zaman kesiti içinde kişisel özelliklerde gözlenebilen değişiklikleri ve farklılaşmaları anlatır. Bireyin davranış ve hareketlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

            Bu açıklamalar ışığında kişilik gelişimine, yalnızca büyüme ve olgunlaşma süreçlerinin bir sonucu olarak bakılmaması gerektiği anlaşılıyor. Çünkü gelişim süreçleri, temelde hangi çevresel koşulların bu sürecin gidişine etkide bulunduğuna bağlıdır. Örneğin bu gün maratonu, üç saatin altında koşan 12 yaşında koşucular tanıyoruz. Bu çocuklar eğer toplumsal çevreleri dolayısıyla koşu ile tanışamasalardı, böylesine bir organik başarı yeteneğine sahip maraton koşucuları haline gelemezlerdi. Yukarda sözünü ettiğimiz Olimpiyat ve Dünya Şampiyonalarına çocuk yaşta katılan sporcular eğer bu amaçla antrenmanlara yönlendirilmeselerdi, böylesine bir hareket ve koordinasyon düzeyine erişemezlerdi. Bu örnekler, gelişim sürecinin etkin bir şekilde yönlendirilebileceğini göstermektedir.

            Öyleyse her bireysel gelişim, her zaman kendi özelliklerine sahiptir, karşılaştırılamaz ve de tekrarlanamaz. Birbirine benzeyen gelişim süreçleri yoktur. Bu ifade, ikizler için de geçerlidir. Her insan farklı gelişen bireysel gelişim süreçleri sonucunda kendine has bir kişilik oluşturur. Gelişim psikolojisine göre, şu bileşenler gelişim olgusunu belirlerler:

            Olgunlaşma Süreçleri

            Toplumsallaşma Süreçleri ,

            Öğrenme ve Alıştırma Süreçleri

            Özyönlendirme Süreçleri

            Bu kavramları açacak olursak;

            Olgunlaşma Süreçleri: Çocukların ve gençlerin gelişimi, öncelikle olgunlaşma süreçleri tarafından belirlenmektedir. Bu süreçleri, birinci bölümde genel gelişim kapsamında ele aldığımız için çok yakından bilmekteyiz. Ancak, bu bölümde sporsal verime etkisi yönünden tekrar ele alacağız.

            Olgunlaşma kavramı, yetişkinliği, yani tam olgunluğu psikofiziksel işlevlerin ve organların gelişimini anlatır. Bu süreç farklı farklı gelişimleri içerir. Bu süreçlerden ilki, önce ayrıntılı olarak ele aldığımız bedensel büyümedir ki, sinir-kas sisteminin ve kalp-dolaşım sisteminin normal işlev düzeyine ulaşıncaya kadarki gelişimidir. Bir diğeri ise, davranışın içgüdüsel, ya da affective (duygusal) bileşeninden sorumlu olan, endokriner salgı bezlerinin işlevlerindeki değişimdir. Yetişmekte olan birinin, belirli bir hareketi veya başarıyı gerçekleştirebilmesi için kendisinde bunu yapmasını sağlayacak işlevlerin gelişmiş bulunması gerekir . Bir çocuk, ancak sinir-kas sistemi belirli bir olgunluğa erişmişse, örneğin bir tırmanma, ya da salto atmak gibi becerileri edinebilir. O andaki olgunlaşma düzeyi ile 4 yaşındaki bir çocuk bunları gerçekleştirmede bir hayli zorlanacaktır. Oysa 10 yaşında bir çocuk ise gayet iyi becerebilecektir.Başka bir örnek ise, çocuk konuşmayı öğrenebilecek düzeye gelmeden önce, merkezi sinir sisteminin dil ifadelerini algılayabilecek bir olgunluğa erişmiş olması gerekmektedir. Bir spor tekniğinin ince beceri düzeyinde yapılabilmesi, ancak psikomotorik işlevlerin (koordinatif becerilerin) söz konusu hareket dizisindeki istenilen koordinasyonunu yapabilecek ölçüde gelişmiş olmasıyla mümkün olur.

            Toplumsallaşma Süreçleri: Gelişim psikolojisine göre ikinci olarak, toplumsallaşma süreçleri gelişimde pay sahibidir. Ancak bu süreçler, olgunlaşma süreçleri kadar göze batmazlar. İnsanı toplumsallaştıran, onun toplumsal çevresidir. Bundan da anlaşılan insanın içinde yetiştiği aile,  okul, meslek, yöre, dil ve özel mesken koşulları, çocuğun üyesi bulunduğu toplumsal ortamdır. İşte “Toplumsal Çevre” diye ifade edilen kavramın içeriği sözkonusu örf, adet, çalışma yöntemleri, boş zamanı değerlendirme alışkanlıkları, tüketim davranışları, ekonomik koşullar, kültürel düzeyi ile belirlenir. Çocuğu ve genci kuşatan bütün çevresel etkenler sonucunda değer yargıları, davranış kalıpları ve de beklenti biçimleri şekillenir .

            Öğrenme ve Alıştırma Süreçleri: Sporsal eğitimdeki koşullu (entansiyonel) öğrenme ve alıştırma süreçleri, ana – babalar, okuldaki öğretmenler, arkadaşlar, kulüp ve antrenman guruplarındaki çalıştırıcı ya da antrenörler tarafından bilinçli olarak başlatılır. Koşullu öğrenme ve çalışmanın özellikle sporda ne kadar etkili olabileceğini, yüksek başarı çağının erken yaşlara kaydırılması bize gösteriyor. Bir örnek olarak; artistik patinajda 14 yaşında bir kızın ve kayakla atlamada 15 yaşında bir oğlanın, dünyanın en iyileri arasında bulunuyor olmalarını gösterebiliriz. Bu başarılar sadece kısmen olgunlaşmaya bağlı gerçekleşmektedir.

Esasında bu gelişim, koşullu öğrenme ve alıştırma süreçlerinin bir sonucudur. Erkenden yapılan sistemli bir antrenman ile elde edilen deneyim birikiminden kaynaklanmaktadır .

            Özyönlendirme : Yine gelişim, özyönlendirmenin bir işlevi olarak da algılanmalıdır. Eğer yalnızca olgunlaşma, toplumsallaşma ve öğrenme süreçleri gelişimi belirliyor olsa idi, insan yalnızca dış etkenler tarafından şekillendirilen bir varlık olurdu. Öyle olmadığı da kesin. Henüz küçük çocuklar bile etkin bir şekilde kendi deneyimi ve kendi isteğini kullanarak ona verilen eğitime müdahale etmektedir. Öyleyse yetişmekte olan kişi, hiç bir şekilde sanıldığı gibi dış belirleyenlere çaresiz teslim olmamıştır. Ana-babalar, bunu çocuklarında çok iyi gözlemleyebilirler. Takip ettikleri eğitim amaçlarının çocukları tarafından sıkça sorgulandığını ve düzeltildiğini görebilirler. Çocuk bile, kendisine yönlendirilen beklentilere etkin bir şekilde katılmaktadır (Ortak olmaktadır). Bu beklentileri kabul etmekte ya da geri çevirmektedir, yeni seçenekler önermekte, gereksinimlerini açıklamakta ve onları kabul ettirmeye çalışmaktadır. Yetişmekte olan bireyler bu tür özyönlendirimsel davranışlar yoluyla ana-babaların, öğretmenlerin ve antrenörlerin davranış ve rollerini de yine kendileri etkilemiş olmaktadırlar.

            Özyönlendirimsel süreçler, çocukların gelişiminde özellikle önemli bir yer tutmaktadırlar. Çünkü kendi kendisi ve çevresiyle olan alışveriş ile çocuk, yavaş yavaş kendi özbenliğini    geliştirir. Böylece “ben kimliği” dediğimiz   değer   gelişir.    Yani   tutumların   ve   davranışların    yerine oturtulmasıyla   oluşan   kişilik  birliği  ortaya  çıkar.   Özellikle   bu   tür  bir özyönlendirmenin     desteklenmesi,     eğitim     ve     antrenmanın     ana hedeflerinden birini oluşturur.

            Çağdaş gelişim psikolojisi, insanın gelişim sürecini “bileşik -integre-bir model” olarak ele almaktadır. Çocuğu merkez alan bu “bileşik model”, olgunlaşma, toplumsallaşma, öğrenme ve özyönlendirme süreçlerinden oluşmaktadır. Bu süreçler birbirlerini karşılıklı olarak etkilemekte ve koşullandırmaktadır. Artan yaş ile birlikte, zamanla olgunlaşma süreçleri yerlerini öğrenme ve özyönlendirme süreçlerine bırakır.

            Çocuk ve genç antrenmanlarının gelişim süreçlerine uyum gösterdiği ve onları olumlu şekilde etkilediği önceden ifade edilmişti. Bu cümleyle çocuk ve genç antrenmanlarının temel görevi de belirtilmiş olmaktadır. Bu görev, yalnızca antrenmanı yöntemsel olarak ele almak, olgunlaşma ve öğrenme süreçlerini etkilemek ya da başlatmak olamaz. Toplumsallaşma süreçlerini, eleştirisel bir biçimde saptamak ve özyönlendirme süreçlerini desteklemek de çocuk ve genç antrenmanının amacı olmalıdır.

            Gelişim süreçleri, bütünsel bir biçimde oluşur. İnsan, gelişimin burada anlatılan her bir bileşenini ve çevresiyle olan alış verişini ayrıntılı olarak algılayamamaktadır. Gelişiminin bu dört bileşenli sınıflandırması, yalnızca kuramsal model olarak geçerliliğe sahiptir. Bu anlatım, antrenmanının insanın tüm yönlerini kapsayan bir eğitim süreci olarak değerlendirilmesi gerektiği anlamına da gelir.

            Şimdiye kadar gelişim süreçleri ile ilgili yaptığımız incelemelerde önemli bir etken üzerinde durulmamıştır. Bu da, her insana önceden belirlenmiş bir nicelik ve nitelikte sunulmuş olan, genetik (kalıtımsal) potansiyeldir. Onun için şimdi bu konuyu amacımız doğrultusunda ele alacağız.

            Yetenek

            Bilindiği gibi, insan sürat koşucusu (sprinter) olarak doğar, sprint yeteneği öğrenilemez. Sprinterlik, genetik faktörlerden kaynaklanan bir yetenektir. Ancak, böyle bir yeteneğin, yalnızca doğuşta var olduğunu söylemek de yanlış olur. Çünkü bu yetenek, öğrenme ve antrenman uyaranları yoluyla gelişir. Bu tür uyaranlar mevcut değilse, yeteneğin hiç anlaşılamaması da mümkündür.

            Verdiğimiz bu örnekten aşağıdaki hipotez türetilebilir: Bütün gelişimlerin sınırı vardır. Bu sınırlara “kalıtımsal karakterlerin” artık gelişmenin devam etmesine izin verilmemesiyle erişilir. Olaya başka bir açıdan bakıldığında ise, şu söylenebilir: Genetik faktörler, öğrenme ve antrenman yoluyla değerlendirilmedikleri sürece gelişme fırsatı elde edemezler. Bu noktada yine gelişme ile çevresel koşullar arasındaki ilişki, gözümüze çarpmaktadır.

            Tutucu toplum düzenlerinde insanlar, yaşamda gösterilen farklı başarıları açıklamak için temelde insanlarda farklı kalıtımsal yeteneklerin varolduğunu söylemiştir. Politik açıdan fırsat eşitliğinin amaçlandığı bir ortamda ise “çıkış noktalarının ayrılığı kuramı”ndan hareket edilmektedir. Bu kuramda; geliştirilen başarılar arasındaki farklılıklar temelde öğrenme ve bilgilenme koşullarındaki ve çevresel etkenlerdeki farklılıklara bağlanmaktadır.

            Normal bir gelişimde, çevresel olanaklar seferber edilmiş ve uygun öğrenme ve antrenman koşulları sağlanmışsa herkesin en üstün başarı düzeyinde koşucu, futbolcu, artistik patinaja olabilecek yeteneğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Bunlar aşırı, fakat üzerinde düşünülebilir iki kuramsal durumdur. Ancak günümüzün bilgi düzeyi ışığında, ikisinin de tam olarak geçerliliği tartışmalıdır.

            Kalıtımsal-fizyolojik ve kalıtımsal-psikolojik araştırma sonuçlarının, tek yumurta ve çift yumurta ikizler üzerinde yapılan bir dizi araştırmaya rağmen, uygulamaya dişe dokunacak bir katkısı olmamıştır. Elde edilen sonuçlar, bu yüzden yalnızca hipotez olarak ifade edilmiştir.

            Antrenman biliminde şimdilik yetenek dinamik bir kavram kabul edilmektedir.Sportif bir yetenek; kalıtımsal karakterler ve çevresel etkenlerin karşılıklı etkileşiminin bir ürünü olmaktadır. Gerçi kalıtımsal karakterlere böylece temel bir görev yüklenmiş olunmaktadır, ancak bunların dıştan etki eden gelişim süreçleri yoluyla ortaya çıkabilecek koşulu da konmuştur. Öyleyse yeteneğin, doğumdan itibaren sabi olduğunu düşünmemek lazımdır. Çünkü yeteneğin bileşenleri olan beceriler gelişebilir, ancak gelişmek zorunda da değildir.

            İnsanın gelişimi, genetik potansiyeller ve dış kaynaklı faktörlerini karşılıklı etkileşimi sonucu, büyük bir “açıklık ve serbestlik” özelliği taşır. Bu yüzden  insanın  hangi yönde gelişeceği ya da  insanın  neye,  nereye erişebileceği önceden söylenemez.

            Antrenman ve Müsabakaların Niteliği

            Sporsal verimin boyutunu önemli ölçüde belirleyen etkenlerden birisi de antrenman ve katıldığı müsabakaların niteliğidir. Kitabın asıl amacı, özellikle sporsal verime yönelik antrenmanın nasıl olması gerektiğine yöneliktir. Bu sebeple diğer iki öğeden daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

            SPORSAL BAŞARININ (VERİMİN) BİLEŞENLERİ

            Antrenman, her zaman belirli bir verimlilik (performans) düzeyinin geliştirilmesini amaçlar. Ancak bu durum, birbirinden farklı koşul ve süreçler içerir. Söz konusu koşul ve süreçler, birbirini karşılıklı olarak etkiler ve bir yapı oluşturur. Hangi etkenlerin, sporsal verimi ne açıdan etkilediği konusunda bir görüşe sahip olmak üzere, bu etkenler arasındaki olası ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışan modeller tasarlanmıştır.

            Ancak şimdiye kadar tasarlanmış olan modellerin eksik bir yönü vardır. Bunlar, verim düzeyini belirleyen etkenleri ve bunların karşılıklı ilişkilerini çoğunlukla ampirik gözlemlere ve genelleştirilmiş deneyimlere dayandırır. Yani modeller, hipotetik (varsayımsal) bir karakter göstermektedir. Aşağıdaki model, söz konusu ilişkilerin nedenlerini açıklamak için önce antrenman bilimi uygulaması yönünden ve sonra da psikolojik, biyolojik kuram yönünden ele almıştır.

Şekil 1 : Sportif verimi etkileyen faktörler ile ilgili bir model.

            Antrenman yoluyla elde edilen verim, antrenmanın elle tutulur bir sonucudur. Bu nedenle antrenmanın ön plandaki amacı, bu verimi yaratan etkenleri kuvvetlendirmektedir. Antrenman sürecini belirleyen temel beş alan vardır:

            Kondisyonel Özelliklerin Geliştirilmesi; başka bir deyişle her bir kondisyonel özelliğin geliştirilmesi. Bu yeteneklerin gelişmişlik derecesi; temelde kas-sinir sistemi ve kalp-dolaşım sisteminin uyum süreçlerine bağlıdır.

            Koordinatif   Yeteneklerin   kazanılması   ve   Spor   Tekniklerinin öğrenilmesi; bunların düzeyi ise öğrenme süreçlerinin bir sonucudur. Öğrenme süreçleri ; bellek gücü, kapasitesi ve de merkezi sinir sisteminin doğru olarak kullanımı gibi etkenler olarak ortaya çıkar.

            Sportif verim düzeyi, Bilişsel (kognitif) Yeteneklerin gelişmişliğine bağlıdır. Taktik ve diğer türde kararlar almak ya da gerekli bilgiyi kullanabilmek için gerekli olan bu yetenekler, gelişmiş beyin yapılarında görülen düşünme kapasitesinin, zeka kapasitesinin gücüdür.

Sportif verim için bunun ötesinde Psikolojik yetenekler (başarı hırsı ve motivasyon) de gereklidir.

            Ancak verimin merkezinde; sahip olduğu kalıtımsal özellikleri, edindiği hayat tecrübesi, güdüleri ve içinde bulunduğu gelişmişlik düzeyiyle, kişilik bulunur. Antrenman, kişilik üzerinde ne kadar eğitici, öğretici, toplumsallaştırıcı ve deneyim kazandırıcı etkide bulunuyorsa o kadar verimli olur.

Tabii ki spor dalına veya eğitim aşamasına göre bu beş alt amaç, birbirinden farklı bir yapı profili ortaya koyar. Ortaya çıkacak bu yapıda, her bir etken farklı nitelik taşır.

ÇOCUK YAŞTA ANTRENMANA BAŞLAMAK İÇİN NEDENLER

            Eğitim bakımından olduğu kadar, sporsal verimin niteliği ve düzeyi bakımından da antrenmana erken yaşlarda başlamayı öngören (karşıt görüşlere rağmen) bir dizi gerekçe sayılabilir.Çocuklara yönelik antrenmanın üst düzeyde verim geliştirmedeki önemini belirten bazı görüşler şöyle sıralanabilir:

            Çocuklukta spor için gerekli olan öğrenme motivasyonları ve verim
motivasyonu geliştirilmezse, üst düzeyde güç geliştirmeye uygun yaşlara
gelindiğinde bireyin kendini spora adaması söz konusu olamaz.

            Temel teknikler yanlış ve  kontrolsüz olarak öğrenilirse,  yanlış hareket biçimleri ortaya çıkar,  bu  da sporcuyu  strese sokar,  sporcu özgüvenini kaybeder. Daha sonra bu yanlışları düzeltme de çok zor olur.

            Spor, çocuğun büyümesinde, olgunlaşmasında bilişsel gelişiminde ve sosyalleşmesinde önemli rol oynayacağı için    onun hayatına erken yaşlarda girmelidir.

            Buna karşın günümüzde sporun hiçbir konusunda, çocuklara yönelik sporda olduğu kadar karşıt görüşler gündeme gelmemiştir. Bu anlamda tartışılan tezler şöyle özetlenebilir: “Çocuklarla spor, ölümdür”, “Çocuk sporu, bir angaryadır”, “Çocuk sporu, büyüklerin kendi güçlerini genelleştirilmesinin, çocuklar düzeyindeki verime yönelik spor anlayışı için her zaman doğru olmayacağını söyleyebiliriz. Gerçekler ve araştırma sonuçları analiz edilince, pedagojik sorumlulukla yapılan çocuk antrenmanının onların gelişiminde olumlu etkisi olduğunu ortaya koymuştur.

            Değişik araştırmalar da uzmanların, çocuk antrenmanı konusundaki görüşlerini şu şekilde özetleyebiliriz: Çocuk ve gençlerde amaca yönelik antrenmanda problemler, olasılıklar ve risklerin devamlı olarak göz önünde tutulması bir zorunluluktur. Böylelikle bazı kritik pozisyonlar tarafsız olarak değerlendirilir ve önyargılar elenebilir.

            Spor eğitiminin erken yaşlarda başlatılmasının yukarda sayılan nedenlerine ek olarak şu konuları da sayabiliriz:

            Üst    düzeyde    verimlilik    yaşının     ulusal    ve     uluslar arası organizasyonlarda erken yaşlara kaydırılması.

            Birçok ülkede çocuklar için de turnuvaların düzenlenmesi, buyarışmalara hazırlıklı gidilme isteği.

            Küçük yaşta belli bir spora yönelme ve bu spor dalında üstün başarılar sergilemesi konusunda çocuğun yakın çevresinin   isteği ( Çoğu kez kendileri için prestij sağlaması amacıyla),

            Hırslı ana – babaların kendi başarı duygularını tatmin etmek için çocuklarını yıldız sporcu olmaya zorlamaları.

            Yukarıdaki nedenlerden bir kısmı, “Çocuk dışı” olarak karakterize edilebilir. Bunlar çocukların isteklerinden çok çevresinin başarı gereksinimiyle uyuşmaktadır.

ANTRENMANA BAŞLAMANIN FARKLI BİÇİMLERİ

            Çocuk ve gençlerin düzenli antrenmana üç farklı biçimde başladığı gözlemlenmektedir. Antrenman uygulamasında da buna uygun bir eğitim yöntemi geliştirilmek zorunda kalınır.

            Bu üç katılım biçimi şunlardır:

  • Erken Katılım
  • Geç Katılım
  • Çapraz Katılım
  • Erken Katılım

            Bazı spor dallarında (artistik paten, cimnastik, judo-Uzak Doğu Sporları, tenis vb. gibi.) yetişkinlerin ( çoğu kez ebeveynlerin ) yönlendirmesi sonucu erken katılıma rastlanılmaktadır. Erken katılım, müsabaka sistemlerinin herkese açık olması nedeniyle (futbolda olduğu gibi) çoğu kez çok erken yaşlarda başlama şeklinde de ortaya çıkar.

            Böylelikle okul öncesi çağ ve birinci okul çocuğu çağında bulunan çocuklar, henüz 8/9 yaşlarında iken sistematik çalışma (antrenman) ve yarışma faaliyetleriyle tanışma fırsatı elde ederler. Özellikle bu yaş grubundakiler, anlatılan ideal tipik modele uygun bir başarı gelişimini yaklaşık olarak izleme olanağına sahiptir. Pedagoji ve antrenman bilimleri yönünden doğru değerlendirmek koşuluyla bu durum, çocuklar için olağanüstü bir fırsat anlamına gelir.

            Ancak erken katılan kişilerde buna karşılık, daha başlangıç aşamasında sistematik bir uzmanlaşmaya gitme ve yarışmalara yöneltme türünden hatalar işlenmektedir. Böylece sportif başarı gelişimine çok yönlü bir temel eğitimle başlama fırsatı, hatalı bir şekilde ihmal edilmektedir.Antrenmana katılım çocuklarda ne kadar erken bir tarihte olursa, birinci ve ikinci eğitim aşamasına ayrılan süre de o kadar uzun tutulur .

            Geç Katılım

            Ülkemizde en yaygın antrenmana başlama biçiminin, geç katılım olduğu görülür. Çocuklar arasında sistematik antrenmana başlayanlar, çoğunlukla 11-12-13 yaş grubundaki çocuklardır.

            Çocuklar antrenmana birbirinden farklı sportif ön deneyimlerle ve niteliklere sahip olarak girmektedir. İlk gruptaki çocuklar ön deneyimleri sonucu gerek koordinasyon, gerekse fiziksel yönden iyi gelişmiş nitelikte olabilmektedir. İkinci gruptakilerde, başarı gelişimi daha süratli bir biçimde gerçekleşir, yani daha büyük ilerlemeler yaşanır. Fakat başarı gelişimdeki bu ilerlemeler, geç katılanlar içinde bir erken branşlaşma ve erken yarışmalara katılma tehlikesini beraberinde getirmektedir. Çok yönlülük, özellikle geç katılımda da mutlaka korunmalıdır.

            Birinci eğitim devresi, geç katılanlarda noksandır. Bu nedenle geç katılan kişiler için, birinci, ikinci ve üçüncü eğitim aşamasının içeriklerini birleştiren bir antrenman süreci tasarlanmalıdır. Birinci eğitim aşaması, geç katılan kişide süre nedeniyle eksik kalabilir. Fakat eksik kalan çok yönlü temel eğitim, çeşitli sportif ön deneyimler sayesinde çoğu kez telafi edilebilmektedir.

            Antrenmanın belli bir süreye sıkıştırılmış genel yapısında ikinci ve üçüncü eğitim aşamasının amaçları birleştirilmekte ve çakıştırılmaktadır. Ancak bu yapı içinde çok yönlülükten hiçbir zaman vazgeçilmemelidir.

            Çapraz Katılım

            Erkek ve kızlar çapraz katılımda, çok kez 15-16-17 yaşına geldikten sonra yeni bir spor dalının antrenmanına başlarlar. Bu gençler daha önce başka bir spor dalında, bazen uzun yıllar boyunca, deneyim kazanmışlardır.

            Çapraz katılımcılar, özellikle çok yönlü bir sportif eğitim görmüş ve yarışma deneyimi kazanmış iseler yeni spor dalı için mükemmel koşullan beraberlerinde getirirler. Bu kişilerde, çoğu kez hemen üçüncü eğitim aşamasına başlanıp, buna ait amaçların üstüne gidilebilmektedir. Bunu yaparken üzerinde en fazla durulması gereken konu, yeni spor dalına ait sportif tekniğin öğrenimidir. Eğer gençler çapraz katılımcı olarak yeni bir spor dalına başlarsa, eğitime çoğu kez üçüncü aşamadan başlanır. Yeni spor dalına ait tekniklerin gerekli düzeyde öğrenimi ve kondisyonel yeteneklerin daha da geliştirilmesi, böyle durumlarda özel bir önem taşımaktadır.

ÇOCUK VE GENÇ ANTRENMANININ ÖZELLİKLERİ

            Çocuk antrenmanı; bir amaca yönelik olarak yapılan çok fonksiyonlu hareket çeşitlerini içeren, belirli bir spor dalına çocuğu hazırlamaya yönelik antrenmandır (19). Çocuk ve genç antrenmanlarının kendine özgü bir karakterinin olduğu bilinmektedir. Çünkü çocuk ve genç antrenmanının içeriği, sınırlandırılmış bir yetişkin antrenmanı niteliğinde değildir. Kendi koşul ve kurallarına uygun olarak yapılır. Çocuk ve gençlerin antrenman süreçleri, yetişkin antrenmanlarından şu konularda farklılıklar gösterir:

  • Gelişim sürecinin koşullarını dikkate alır ve onları destekler.
  • Adım adım, sistematik olarak gelişen amaçları vardır. Bu amaçlar, uzun  dönemde  iyi  insan ve  iyi  sporcu  olma     amacına yönelik ara amaçlardır.
  • Sözkonusu spor dalının sistematik olarak gelişen beklentilerine de
    cevap verir niteliktedir.

            Bu amaçları somutlaştırmak için birkaç örnek verelim: On yaşında bir çocukta maksimal kuvvetin oluşturulması, bilindiği gibi henüz önem taşımamaktadır. Bu yaşta kuvvet geliştirmede, çocuğun organizmasında olabildiğince çeşitli gelişim uyarıları yaratmak gerekir. Örneğin; on iki yaşındaki bir çocuğun antrenman amacı, olimpiyat ön elemelerinde ya da ulusal şampiyonalarda en iyi dereceleri elde etmeye yönelik değildir. Onun antrenman amacı; söz konusu dalların teknik hareket dizisi bütününü, ileri derecede öğrenmeye ve mümkün olduğu kadar hassas bir koordinasyon sağlamaya yöneliktir. Çünkü daha sonra ulaşılmaya çalışılacak başarılara, şimdilik ön koşul olarak öğrenilmesi gereken temel hareketler (teknikler) öncülük eder. Spor dalının kendisi de, giderek gelişen ve zorlaşan bir ders niteliğindedir. Örneğin kayakla tramplen atlayışına; kayakla iniş, kayağa yön vermek, kar tepecikleri üzerinden atlamak, küçük atlama pistlerinden havalanmayı öğrenmek, gittikçe uzayan uçuş sürelerine alışmak v.b. şekildeki çalışmalar öncülük eder.

            Birbirleriyle ilişkili çeşitli alt amaçların ard arda sıralanışı sonucunda, sportif başarı gelişiminin birbirinden ayırt edilebilir kısımları ortaya çıkmaktadır. Amaçların sıralanışı tersine döndürülemez. Sıralanış işlevsel niteliktedir ve kurallara bağlıdır. Öyleyse eğer sportif başarı gelişiminin sistematiğini açıklamak istersek, ard arda gelen belirli eğitim amaçlarının kurallı sıralanışını tarif etmek gerekir.

ÇOCUK VE GENÇ ANTRENMANI AMAÇLARININ SIRALANIŞI VE İÇERİĞİ

            Çocuk ve genç antrenmanının amacı, antrenman bilimi ve pedagojik araçlarla sportif performans gelişimini sağlamaktır. Sözkonusu sportif başarı gelişimi, belli kurallara uygun olarak gerçekleşir. Yani sistematik bir başarı gelişiminin gerçekleşmesini sağlayan, birbirini takip eden antrenman amaçlarının, “kurallı” bir sıralanışı olduğu söylenebilir. Bunu aşağıdaki örnekle açıklayacağız.

            Eğer bir kimse yüzücü olmak istiyorsa, önce suda güvenliğini sağlamayı, su üstünde durmayı, suda hareket etmeyi genel olarak öğrenir. Ondan sonra kravvl (kulaç) tekniğinin ve dönme, çıkış gibi başka konulara ait tekniklerin kaba şeklini öğrenir. Ayrıca genel bir dayanıklılık edinir. Bundan sonraki amaç, hassas koordinasyonu sağlamaya yöneliktir. Eğer teknik hassas koordineli bir şekilde beceriliyorsa, sıra yüzme süratini artırmaya gelir. Oluşturulan bu temel üzerine daha sonra süratte devamlılığı ve yüksek tempo eğitimi verilebilir. Bundan sonra antrenman yüklenmeleri artık sistematik olarak artırılabilir. Bu amaçlar böyle devam eder.

            Bu örnek sportif başarı gelişiminin bir özelliğini açığa çıkarmaktadır. Gelişim, arka arkaya elde edilmesi gereken amaçlardan oluşan sistematik bir sıralanış içermektedir. Kravl tekniğinin kaba biçimini öğrenmek için, önce suda güvenliği sağlama, suda durma ve suda hareket etme konularında genel bir beceriye sahip olunmalıdır. Aksi takdirde kravl tekniği öğrenilemez. Kulaç atma frekans artırımının (süratin) önkoşulu teknikte hassas koordinasyonu sağlamış olmaktır. Yüksek tempo uygulamasının önkoşulu ise, temel dayanıklılığın edinilmiş olmasıdır.

            Özellikle çocuklar ve gençlerle yapılan antrenmanlarda, işlevsel açıdan birbirini bütünleyen antrenman amaçlarına ulaşılma sırasında sık sık hatalar yapılmaktadır. Bu hataların başında, sistematik oluşum için gerekli süreyi tanımamak gelir. Kulüplerini temsil etmeleri ya da antrenörün başarısını kanıtlamak amacıyla çocukların çoğu kez fazla aceleyle iyi birer yarışmacı haline getirilmesine çalışılmaktadır.

Şimdiye kadar açıklanan nedenlerden dolayı, çocuk ve genç antrenmanı, birbirini takip eden eğitim aşamalarına ayrılmaktadır. Bu aşamaların herbirinde farklı eğitim amaçlarına ulaşılmaya çalışılır. Amaçların sıralanışı kurallara bağlıdır. Sözkonusu eğitim aşamalarının süresi ilk antrenmanla başlayıp yüksek başarı yaşına ulaşılınca sona erer.

            Yüksek başarı (performans) yaşı, belli bir spor dalında en iyi dereceleri elde etmek için gerekli optimal fiziksel, koordinatif ve psikolojik koşulların var olduğu yaş dönemidir.

            Antrenmana başlama yaşı bireysel olarak farklılık gösterdiği için ve her bir spor dalında teknik becerilere ve kondisyonel yeteneklere yönelik beklentiler birbirinden önemli ölçüde farklılık gösterdiği için, açıklandığı üzere, birbirini takip eden eğitim amaçlarının yaştan göreceli olarak bağımsız olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu tür düşüncelerin sonucunda antrenman bilimine düşen görev, genel olarak geçerli bir sportif başarı gelişimi modeli tasarlamaktır.

            Bunu gerçekleştirebilmek için de sistematik başarı gelişiminde bilinmesi gereken konuları gözönünde bulundurmak gerekir. Bu konuları şöyle sıralamak mümkündür:

            Her bir spor dalında, sistematik antrenmana (branşa özgü) farklı yaşlarda    başlanılmaktadır.     (Örneğin     artistik    patende    çoğunlukla atletizmden çok daha erken yaşlarda başlanır.

            Yüksek başarı yaşının başladığı yaş dönemi de, bir spor dalından diğerine farklılık gösterir.  Bu farklılıklar, her bir spor dalında başarıyı belirleyici faktörlerin antrenmana olan etkisi sonucu ortaya çıkar .

            Çocuk ve genç antrenmanı, birbirinden farklı amaçlara bağlı olarak antrenman içeriği ve yapısı oluşturur. Bu amaçlar, sportif başarı gelişimi sürecine de uygun olmak durumundadır. Böylelikle ortaya çıkan eğitim aşamalarının sınıflanmasında kronolojik yaş ancak dolaylı bir sınıflama ölçütü olur. Esas sınıflama ölçütleri ise;

  • Sportif başarı gelişimi konusundaki kurallar,
  • Sözkonusu spor dalının sahip olduğu beklentilere ait özellikler ve
  • Bireysel nitelikteki gelişim hızıdır.

            Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi çocuk antrenmanlarının yapısı, gelişim dönemlerinin özellikleri ve spor biliminin ön gördüğü ilkeler doğrultusunda saptanır. Bu yapılanmadaki açıklanan amaçlara uygun içeriksel ve yöntemsel bilgiler aşağıda verilmiştir.

Yüksek başarı antrenmanı, yüksek başarı yaşı olarak adlandırılan yaş dönemiyle başlar. Böyle bir ayrım , antrenman yöntemlerine ve spor dalına özgü olarak belirlenir. Çünkü, deneyimlere göre, bir artistik patinajcının en yüksek başarıları elde ettiği yaş, bir maratoncununkinden çok daha erkendir. Aşağıda, bu sınıflamaya göre Lempart’ın hazırladığı tablo verilmiştir.

            Tablo1: Lempaıf a göre Temel Eğitim ve Yarışmaya yönelik antrenman dönemlerinin yaş sınırları .

            Her spor dalında eğitim aşamaları belirlenirken, öncelikle spor dalına özgü yüksek başarı yaşının bulunduğu yaş dönemi araştırılır. Daha sonra yaş döneminden 8-10 yıl (bazı araştırmacılara göre 12-15 yıl) geriye doğru  hesaplanarak eğitim aşamalarını aşağıdaki şekilde sınıflamaya gidilir. Bazı yazarlar ise uzun antrenman sürecini dört döneme ayırıyorlar:

  1. Eğitim aşaması: Temel Eğitim
  2. Eğitim aşaması: Temel Eğitim Antrenmanı
  3. Eğitim aşaması: Gelişim Antrenmanı
  4. Eğitim aşaması: Yetişkin Antrenmanı

            İlk eğitim aşamasının (Temel eğitimin ) amacı ve içeriği

            Çok yönlü bir temel eğitimdir. Burada “çok yönlü” ifadesi, spor dalının ihmal edilmesi anlamına gelmemektedir. Vurgulanmak istenen nokta, bu aşamada çocukların yaşadığı gelişim sürecinin çok yönlü olarak desteklenmesi gerektiği, fakat aynı zamanda da sözkonusu spor dalının teknik ve kondisyonel beklentilerine uygun çok yönlü bir hazırlığın gerçekleştirilmek istenmesidir. Ana amaca bağlı bu alt amaçlar, aşağıdaki tabloda sergilenmektedir.

            Ağırlıklı olacak antrenman konuları, her bir spor dalının beklentilerine ve gelişim aşamalarının özelliklerine göre değişebilmektedir.

            “Çok yönlü temel eğitim” olarak adlandırılan ana amaç, uzun dönemli bir antrenman sürecinin başlangıcında yer alır. Bu amaç; bir spor dalında eğitime başlandığında, bu temel hareket dizelerinin kaba becerisini kazanmak için antrenman sürecinin merkezinde koordinatif yetenek eğitiminin olması gerektiğini anlatmaktadır. Çok yönlü kondisyonel yüklenme uyarıları ayrıca bireysel gelişimi de desteklemelidir.

            İlk eğitim amacı çerçevesinde belirtildiği gibi koordinatif yetenekler eğitimine ağırlık verilmektedir. Bunun nedeni, tam olarak geliştirilmiş koordinatif yeteneklerin sportif becerileri öğrenmedeki sürat ve niteliği olumlu yönde etkilendiğinin kanıtlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Başka bir neden ise, kondisyonel yeteneklerden yararlanma düzeyinin belirlenebilmesi ve böylece bu eğitim ile kazandırılan becerilerin spordaki ve günlük yaşamdaki çeşitli durumlarda da yararlı olmasıdır. Bu açıklama, “psikomotorik temel eğitimin” uzun vadeli sportif başarı gelişimi sürecinin niye baş kısmında yeraldığını ortaya koymaktır.

Tablo 2: İlk eğitim aşamasının amaçları ve içeriği  

            Ancak bu konuda ikinci bir neden daha vardır. İkinci neden ontogenetik niteliktedir, yani insanın bağımlı olduğu gelişim koşulları ile ilgilidir. Koordinatif başarı koşulları konusundaki en yoğun gelişim 11/12 yaşlarına kadar yaşanır. Yani bu yaşa kadar koordinatif yetenekler erişebilecekleri düzeyin %80 ve hatta daha fazlasına erişmiş durumdadır.

            Sonuç olarak; Yöntemsel ve ontogenetik nedenlerden dolayı uzun süreli antrenman sürecinin ve sistematik başarı geliştirme sürecinin baş kısmında, çok yönlü ve kapsamlı bir koordinatif yetenek eğitimine yer verilmelidir. Bu eğitim eğer verilmezse, başarı gelişiminin henüz başında açık ve kayıplar ortaya çıkar. Böylelikle bunu takip eden eğitim aşamalarında, optimal bir başarı gelişimi sağlama olanağı hemen hemen imkansızlaşır.

            Yapılan araştırmalara göre, çocukların ulaşabilecekleri motorik temel yeteneklerin ve (motorsal zekanın) tüm boyutları, henüz okul öncesi çağ ve birinci okul çocuğu çağı sırasında şekillenmektedir. Bu sırada, çeşitli koordinatif yetenekler konusunda verilen etkin ve çok yönlü bir eğitimin, motorik öğrenmede daha büyük başarılara ve daha kısa öğrenme sürelerine yol açtığı göze çarpmaktadır. Yani genel motorsal öğrenme yeteneğinde önemli boyutlarda bir ilerleme kaydedilmektedir.

            Birinci antrenman amacına ulaşılması yaklaşık üç yıllık bir süre gerektirir. Bu süreyi, 5 ile 8, 6 ile 9 ya da 7 ile 10 yaşları arasındaki zamana yerleştirebiliriz. Bir spor dalında yüksek başarı yaşı ne kadar erken bir dönemde olursa (örneğin artistik patende henüz 14 ile 16 yaş, bayan artistik ve ritmik cimnastikte ise 15 ile 17 yaşları arasında olabilir), birinci eğitim amacı o kadar erken bir tarihte gerşekleştirilmelidir. Bunu geniş çaplı olarak yapmak ise, ancak uygun ölçülerde bir eğitim organizasyonu ile olanaklıdır.

            Birinci eğitim amacının üstlendiği birçok görev vardır. Örneğin, başarı gelişimine doğru bir başlangıç yapılmasını sağlamalıdır. Antrenman içeriğinin çocukların ontogenetik gelişimine uygun olmasına dikkat etmek gerekir. Bunların yanısıra, çocuklar çok erken branşlaşmalardan, fazla yoğun ve tek yönlü antrenman yüklenmelerden korunmalıdır. Bu tür çalışmalara, ancak birinci eğitim aşamasının amaçları gerçekleşmiş ise başlanabilir. Buna da, okul sporu organizasyonu yardımıyla, okul öncesi çağda ya da birinci okul çocuğu çağında ulaşılabilir. Ne yazık ki bu eğitime ülkemizde, okullar ve kulüplerde değişik nedenlerle istenilen şekilde ve sürekli erişilememektedir. Sporda ileri gitmiş ülkelerdeki eğitim organizasyonu, bu organizasyona son derece uygun niteliktedir.

            Ülkemizde okul öncesi çağda bulunan çocukların, gerçekten spor antrenmanlarına katılması genelde bir rastlantı sonucu ya da ebeveynlerin isteği üzerine gerçekleşmektedir. Bu durum ise çoğunlukla erken bir uzmanlaşmaya (bir spor dalına özgü yoğunlaşmaya) ya da erken gelişen bir yarışma hırsına yol açmaktadır.

            Temel eğitim olarakta isimlendirdiğimiz bu dönemin en önemli işlevi, hareketi ve antrenmanı sevdirmektir. Çocuklar kazandıkları başarılarla doğru orantılı olarak yoğun eğitime hazır olma durumuna erişirler. Bu nedenle çocukların antrenmanları sevmeleri, antrenör ya da öğretmenin becerikliliğine bağlıdır.

            Temel eğitim amaçlarına erişilemez ise verimliliğin (performansı) geliştirilmesinde açıklar ve gecikmeler oluşur, bu durum da diğer gelişme aşamalarını olumsuz etkiler .

            İkinci eğitim aşamasının (Temel eğ. Antrenmanın) amacı ve içeriği

            Spor dalına özgü temelin geliştirilmesidir. Bu ana amacın belli özellikleri ve alt amaçları vardır. İlk alt amaç; bir spor dalının hareket özelliklerini (tekniğini) öğrenmek, ikinci alt amaç ise; hareket öğrenimini benzer spor dalları ve disiplinleri yönünde de genişletmektir. Böylelikle, eğer spor dalı buna olanak tanırsa bir “çoklu müsabaka eğitimi” vermek ya da tamamlayıcı ve işe yarayacak nitelikte “ikincil bir spor dalına” (örneğin atletizmin yanısıra sportif oyunlar gibi) başlamak her zaman için önerilen bir girişimdir. Üçüncü amaç ise; tekniğin dinamik temellerini geliştiren kondisyonel yeteneklerin, özel alıştırma biçimlerinden yararlanma yoluyla geliştirilmesidir.

            Antrenmanda özel spor dalının teknikleri üzerine bir yoğunlaşmaya gidilse de, birinci eğitim aşamasında yapıldığı gibi, sportif çok yönlülüğün ve yeterli motorik öğrenme fırsatlarının verildiği bir ortam yaratılmalıdır. Ancak bu aşamada alıştırmalar, artık spor dalının tekniği ve hareket özellikleri konusundaki koordinasyonu geliştirecek ölçüde bir beceri düzeyine sahip olmalıdır. Bu eğitim aşamasının önemli bir alt amacı da yarışma etkinliklerine başlanmasıdır.

            Yarışmacı olmadan önce Fomin/Filin’e göre, ikinci eğitim aşaması antrenmanının, artistik cimnastik ve atletizmin çabuk kuvvet gerektiren disiplinlerinde 1 ile 1.5 yılı, sürat pateninde, kayak mukavemet koşusu ve hendbolde 1,5 ile 2 yılı, artistik patende, yüzme ve dalmada 2 ile 2,5 yılı geride bırakmış olmak gerekmektedir.

            Bizim görüşümüz, yarışmaya başlama tarihinin böylesine şematik bir biçimde belirlenemeyeceği yönündedir. Yarışmalara başlama tarihinin belirlenmesi daha çok aşağıdaki noktalarla ilgilidir:

            İlk önemli nokta; sözkonusu spor dalında var olan eğitim (antrenman ve müsabaka) organizasyonudur.

            Çocuk ve gençlere yönelik, spor dalına özgü birçok yarışma sistemi gözden geçirilip, yeniden düzenlenebilir. Yani, boy/ağırlık oranına göre, giderek yarışma sıklığında değişiklikler yapılabilir ve yaş gruplarına göre başka yarışma şekilleri oluşturulabilir. Yarışmalar, başarı gelişimini anlamlı bir şekilde desteklemek açısından çoğu kez yetersizdir. Yarışmaların düzenlendiği tarihler ise fazla dağınıktır. Daha sonraki aşamalarda yarışmaların nitelikleri birden aşırı ağırlaşmaktadır. Hemen Türkiye Şampiyonaları ve Milli Müsabakalara gidilmektedir. Böylelikle, yönlendirilmiş bir başarı gelişimi yoluyla kontrollü şekilde yapılmak istenen branşlaşma, erken branşlaşma yönünde teşvik edilmektedir.

            – Yarışmaya başlama tarihi, antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin, öğrencinin ya da gencin ne zaman yarışmalara katılmaya başlayabileceği konusunda vereceği öğütlere ve yönlendirmelere bağlıdır. Ancak bunu yaparken antrenör ve öğretmenler, hırslarını bir kenara bırakarak, her bir bireyin niteliklerini gözönünde tutmalıdır. Yarışmanın önemi, başarıyı geliştirici diğer faktörlerinin geliştirilmesinin yanısıra, başarı deneyimlerinin kazandırılması ve başarısızlıkların engellenmesini sağlanabilirse olumlu yönde artar.

            Çocuk ve genç antrenmanının eğitim organizasyonu gerçekçi bir şekilde incelendiğinde; bizde birinci eğitim amacına, sistematik bir başarı gelişiminin gerektirdiği ölçüde ulaşılmadığını söylemek mümkündür. Onun için çocuklar açısından ikinci eğitim aşamasının amaçları ile sistematik antrenman başlangıcının amaçları arasında bir benzerlik sözkonusudur.

Tablo 3 : Çocuk antrenmanının ikinci aşama amacı ve içeriği

Antrenman   ikinci   aşama   amacı    “Spor   dalma   özgü   temelin geliştirilmesi”
Spor dalına özgü nitelikte amaçlar   içerikler Genel     nitelikte     amaçlar    ve ve içerikler
- Spor dalına özgü teknik öğelerin   ince koordinasyonu                               Taktik koşullar altında, tekniklerin   değişken kullanımının geliştirilmesi          Tekniğin    dinamik    unsurlarının   (kuvvet      uygulamasına      yönelik)   – temelin geliştirilmesi                                          -Özel alıştırmalar                                  – Temel nitelikte yarışma deneyim­lerinin edinilmesi - koordinatif yeteneklerin daha dageliştirilmesi- Yapılan spor dalında çok yönlü

eğitiminin verilmesi yada  ikincil

bir spor dalına başlanması

Genel bir kondisyonel

geliştirilmeye başlanması: Sürat

Temel   dayanıklılık>   Çok   yönlü

kuvvet, Hareket genişliği

            Bu durum, ikinci ana eğitim amacına ait alt amaçları açıkça ortaya Koymayı zorunlu kılmaktadır. Ancak bunu yaparken, koordinatif yeteneklerin gelişimine özel bir önem verilmelidir. Oyun karakterindeki alıştırmalardan çok spor dalına özgü hareketler, verimi arttırmaya yönelik şekilde uygulanır. Çok yönlü eğitimin ( koordinatif yetenekleri içeren) oranı, spor dalına özgü teknik eğitimin oranına göre düşme gösterir. Eskiden 70 : 30 Olan bu oran günümüzde 60 : 40 değerindedir.

            Üçüncü eğitim aşamasının (Gelişim antrenmanı) amacı

            Kondisyonel başarı yeteneğinin sistematik olarak geliştirilmesi ve gösterilen başarılarda bir düzenliliğin (istikrarın) sağlanmasıdır. Üçüncü eğitim aşamasının başlangıcı, spor dalma ait beklentilere ve sporcuların bireysel gelişmişlik düzeyine göre değişmekle beraber, yaklaşık 12 ile 15/16 yaşları arasındadır. Üç alt amaç ya da ağırlıklı antrenman konusu, bu eğitim amacını belirler:

  • Başarıyı belirleyici ve kondisyonel yeteneklerin yoğun fakat uygun bir biçimde geliştirilmesi,
  • Antrenman yüklenmelerini belirgin şekilde artırma,
  • Düzenli bir yarışmaya katılım.

            İlk iki antrenman döneminin ana amaçları; genel motorik öğrenme yeteneğinin (koordinatif yeteneklerin) geliştirilmesi ve sportif tekniklerin yüksek bir hareket niteliğine erişmesidir. Böylece antrenmanı esasen belirleyen motorik öğrenme süreçleriydi. Ancak üçüncü eğitim amacında, antrenman farklı bir yöne doğru ağırlık kazanır. Bundan sonra kondisyonel yetenekler sistematik olarak geliştirilir ve antrenman içeriğinin yapısı, yüklenme ve uyum süreçlerince belirlenir.

            Üçüncü eğitim aşamasında amaçlanan, genel ve gelişkin bir özellikler düzeyi (genel kondisyon) yaratmaktır. Başka bir deyişle amaçlanan, organizmanın bütün özelliklerini içeren, morfolojik ve işlevsel bir ilerleme kaydetmektir. Bu genel fiziksel hazırlık, uzun vadeli kurallara uygun, çok yönlü öğrenme süreçlerini takip eder. Sözkonusu hazırlık;

            Genç sporcuların içinde bulunduğu büyüme ve gelişme süreçlerinin doğal dinamiğini desteklemelidir. Çoğunlukla ergenlik dönemine rastlayan üçüncü eğitim aşamasında çok yönlü fiziksel uyarımlarda bulunulmalıdır. Ancak bazı uyarımlardan, bedensel gelişimin tümü henüz tamamlanmadığı için, kaçınmalıdır.

            Vücudun her organı ve işlevinin gelişimine olanak tanımalı.

Tablo 4 : Üçüncü eğitim aşamasının amaçları ve içerikleri .

Üçüncü antrenman aşaması amacı: Kondisyonel verim yeteneğinin sistematik olarak geliştirilmesi ve gösterilen başarılarda bir düzenliliğin (istikrarın) sağlanması
Spor Dalma Özgü Nitelikte Genel Nitelikte Amaçlar ve İçerikler Genel Nitelikte Amaçlar ve İçerikler
Özellikle yeni dinamik koşulları  dikkate alarak teknik stereotipler  geliştirme

Tekniğin  dinamik  bileşenlerinin  

geliştirilmesini sürdürme

Fiziksel yarışma yüklenmelerini  

dikkate   almak  koşuluyla,   sürekli

nitelikte bir yarışma katılımı

Bireysel gelişime yönelik uyarımlar  yaratmak   için   kuvvet, sürat,    dayanıklılık    ve hareket genişliğinden  oluşan genel kondisyonun geliştirilmesiYüklenmelerin sistematik olarak artırılması
Ağırlıklı      olarak      kinestetik ayırımlama    yeteneği,    mekansal yön belirleme yeteneği, karmaşık reaksiyon  yeteneğini   geliştirerek, iyi bir hareket koordinasyonu eğitimini sağlamak.

            Bilinmesi gereken bir noktada şudur, yukarıda açıkladığımız sistematik eğitim amaçlarını kapsayan uzun vadeli bir antrenman süreci, antrenman bilimi yönünden henüz yeterince sınanmış ve irdelenmiş değildir. Ancak, uygulamada edindiğimiz deneyimler ışığında; birbirini takip eden eğitim aşamalarında, burada anlatılan kurallara uyulduğu takdirde, sportif   basan   yeğninin   sureti   ve   etkin bir şekilde gerçekleştiği söylenebilmektedir.

Şekil 2 antrenman amaçlarının sırasını ve aralarındaki etkileşimi

            Şekil 2 : Eğitim aşamaları ile birlikte antrenman amaçlarını içeren şema; a- Eğitim organizasyonuna yönelik nedenlerden ötürü hemen hemen gerçekleştirilemez nitelikte ideal model, b- Eğitim aşamaları ve amaçlarının birbiriyle çakıştığı, uygulamadakine benzer bir model .

            Ancak performans gelişiminde, eğitim organizasyonu ve bireysel nedenlerden ötürü, şekil 8 de (a) örneğindeki ideal (olması gereken) biçimde bir eğitim sırası izlenememektedir. Antrenmana başlama genelde  daha geç bir tarihte birçok ülkede olduğu gibi olmaktadır. Çünkü, çocukların ön deneyimleri ve gelişime özgü koşulları farklıdır. Gerçi bu durumda da eğitim aşamalarının sırası değişmezi ama (b) örneğinde görüldüğü gibi eğitim aşamaları arasında (sınır bölgelerde) bir çakışma ortaya çıkar. Ne yazık ki bu zorunlu durum, uygulamada çoğu kez gözden kaçırılmaktadır. Bunun sonucunda da çocuklar erken bir uzmanlaşmayla, yani sözkonusu spor dalına yoğun, tek yönlü branşa yönelik biçimde çalıştırılma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar .

            Sonuç olarak; sportif başarı gelişimi uzun vadeli bir biçimde tasarlanmalıdır. Bu süreç, çocukluk çağında başlayıp, belirli kurallara bağlı olarak değişik eğitim amaçlarının sıralanışı şeklinde gelişir. Çocuk antrenmanı, bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik yöntemlerin uygulandığı ilk eğitim sürecidir.

            Sözkonusu eğitim aşamaları yaştan nispeten bağımsızdır. Ancak belirli spor dallarında, bu amaçlara ulaşılması için özellikle uygun olan yaş dönemleri vardır. Bu özellikleriyle, çocuk ve genç antrenmanı, pedagojik ve antrenman yöntemi bakımından dikkati gerektiren bir görev alanıdır. Antrenör için ise böyle bir görev, büyük bir eğitsel sorumluluk anlamına gelir.

ÇOCUK VE GENÇ ANTRENMANININ YAPISI

            Antrenman yapısı deyimiyle; antrenmanının kapsamı, sıklığı, yoğunluğu ve süresi anlatılmaktadır. Bu kavramların yetişkin antrenmanınından anlamını bilmekteyiz. Şimdi bu yapının çocuklar için düzenlenişinde göz önünde bulundurulacak ilkeler ile bazı ölçütleri vereceğiz.Yukarıda verdiğimiz yaş dönemlerini de içeren antrenman basamaklarında uyulması gereken yüklenme ilkeleri şöyle özetleyebiliriz.:

            1.          Eğitim aşaması antrenmanlarında:

  • Yüklenme-dinlenme ilişkisinin optimalleştirilmesi ilkesi
  • Giderek artan yüklenme ilkesi
  • Çeşitlilik ilkesi
  • Yaşa uygunluk ilkesi

            2.         Eğitim aşaması antrenmanlarında :

                        Yukarıdakilere ek olarak;

  • Süreklilik ve tekrar ilkesi
  • Amaca yönelik koordinasyon ve yüklenme

            3.         Eğitim aşaması antrenmanlarında:

  • Yukarıdakilere ek olarak;
  • Periyodlama ilkesi
  • Düzenli değişiklik ilkesi

            4.         Eğitim aşaması antrenmanlarında :

                        Yukarıdakilere ek olarak;

  • Sıçramalı yüklenme arttırmaları ilkesi
  • Rejenerasyonun periyodlanması ilkesi

            Bütün basamakların ortak yönü içeriklerinin birbirleriyle bağlantılı olmalarıdır. İyi bir verim gelişimi için ilk basamaktaki hazırlayıcı antrenmanlar da, son basamaktaki antrenmanlar kadar önemlidir. Yukarda da açıklandığı gibi değişik spor dalları için her antrenman basamağında değişik zamana gereksinim vardır. Bununla birlikte yukardaki önkoşulları da göz önüne alarak her antrenman döneminin süresi üzerine görüşleri veren bir tablo aşağıda sunulmuştur.

Yüklenmelerin Kapsam, Sıklığı Ve Yoğunluğu

            Şekil 3 : Çocuk ve gençlerde “giderek artan yüklenme prensibine göre” haftalık birim antrenman ve müsabaka sayısı.

            Çocuk ve genç antrenmanında “yüklenmenin giderek arttırılması” ilkesi yalnız haftalık antrenman sayısı için değil, aynı zamanda müsabakalar için de geçerlidir. Aşağıda yaş gruplarına göre haftalık birim antrenman ve müsabaka sıklığını gösteren şekil verilmiştir.

            Bir   antrenmanın   ya   da   yüklenmenin   yoğunluğu,   geliştirilmesi amaçlanan  özelliğe  bağlı   olarak  değişir  (  örneğin;   Sürat  özelliği  ile dayanıklılık   özelliğinin farklı yüklenme yoğunluklarıyla geliştirilmesi gibi). Çok   geçerli   bir  ölçüt  olmamakla   birlikte,   dakikada   vücut  ağırlığının kilogramı başına tüketilen oksijen miktarı kullanılabilir. Genellikle koşuya yönelik yüklenmelerde yoğunluk max. V02 ‘ nin yüzdesi olarak belirlenir. O halde   yoğunluk   eşiğinin   ve   yüzde   değerlerinin   yüklenme   öncesi saptanması gerekir. Genel antrenman kurallarından bu düzeyin altındaki yoğuluklarla    verim    artışının    mümkün    olamayacağını    bilmekteyiz. Çocuklarda aerobik yoğunluk eşiği, Max. V02 nin % 60-70 ‘nin üzerinde kabul edilir. Kas kuvvetini geliştirmek için ise yoğunluk eşiği maksimalin %60-65′i dir. Çalışmalar sonucu maksimallerdeki iyileşmeye bağlı olarak yüklenme eşikleri giderek artacaktır. Bu konuda altının çizilmesi gereken konu; Çocukların antrenmana tepkileri ve uyumlaları yetişkinlerden daha hızlı olduğudur.

            Çocuk Antrenmanının Araçları

            Organizmanın verimliliği yalnız bedensel aktivitelerle geliştirilebilir. Bu nedenle antrenman araçları olarak bunları seçeriz. Ancak unutmamak gerekir ki, yalnız fiziksel özelliklerin geliştirilmesi bile amaçlansa, bu araçları kullanmak diğer bazı önlemler alınmaz ise başarı olanaksızlaşır. Bu araçlar: Sportif alıştırmalar ve oyunlardır. Sportif alıştırmalar kendi içerisinde üç başlık altında incelenebilir.

            Genel geliştirici alıştırmalar: Organizmanın genel ve çok yönlü geliştirilmesini amaçlar. Bu alıştırmalar özellikle çocuk ve gençlerin antrenmanlarında ağırlıklı bir yer tutar. Ayrıca her spor türünün hazırlık eğitiminde uygulanır.

            Özel alıştırmalar: Yarışmalarda uygulanan hareketlere benzer ve bu hareketlerin gerçekleşmesine katılan kas gruplarının özel gelişimine yardımcı olurlar. Sinir – kas koordinasyonu ve kas içi koordinasyonun gelişimine katkı sağlar.

            Yarışma alıştırmaları: Yarışmada çalışan bütün kasların gelişimine katkıda bulunur.  Spor türüne özgü becerilerin ince koordinasyonunda önemli işlevi vardır. Yarışma koşullarında gerçekleştirilen özel alıştırmalar olarak da tanımlanabilirler.

            Oyunlar ise, aşırı yüklenmeye girmemek koşuluyla yüklenilebilirliğin yanısıra teknik ve taktik becerilerin kazandırmasında önemli bir yer tutar. Küçük oyunlar (Eğitsel oyunlar), Küçük sporsal oyunlar, ve büyük sporsal oyunlar olarak üç başlık altında incelenebilir.

            Oyun, çocuk ve gençlerin severek, isteyerek yaptığı bir etkinliktir.Oyunla eğitimin çıkış noktası Küçük oyunlar ve küçük sporsal oyunlardır.

            Küçük oyunlar(Eğitsel oyunlar): Değişik amaçlar ve değişik özellikler yönelik kullanılabilir. Sıralama ; kolaydan zora, basitten karmaşığa doğru seçilmelidir. Alıştırmalara hazırlık amacıyla seçilebileceği gibi, alıştırmalar oyun becerisini geliştirecek şekilde de seçilebilir. Ayrıca oyunlar motorik özelliklerin geliştirilmesine yönelikte seçilebilir. Örneğin; bayrak kaçırma reaksiyon sürati için seçilirken, ip atlama bacak kaslarını kuvvetlendiriken ritm yeteneğinin gelişimine de katkıda bulunur.

            Küçük sporsal oyunlar: Spor türüne uygun özel becerilerle bireysel ve grup taktiğinin temellerini kazandırır. Örneğin yakan top oyunu basketbol, hentbol gibi oyunlarda bu amaçla uygulanabilir. Seçilen yöntem uygulamayı zorlaştırmamalı, araç gereç gereksinimini en aza indirigemiş olmalı, küçük salolarda da uygulanbilmelidir. Öğretim sırasında teknik taktik aksalıklar oyunun sonunda düzeltilerek oyunun akışı kesilmemelidir.

            Büyük sporsal oyunlar: Çocukların Kondisyonel motorik özellikleri kadar, beceri, taktik eğitimi ile kişilik eğitiminde önemli bir araçtır.

ÇOCUK VE GENÇ ANTRENMANININ PLANLAMASI

            Çocuk ve gençlerde sporsal verimin amaca uygun gelişimi 10-12 yıl gibi uzun bir süreci gerektirir. Bu dönem, performans yapılanmasının bütün çocukluk ve gençlik dönemine yayılmış bir uyum süreci olarak ele alınmalıdır. Ancak bu dönem tek düze bir antrenman uygulaması değildir ve kendi gelişimi içersinde farklı dönemlere ayrılır.

            Koordinatif ve teknomotorik becerilerin ön plana çıktığı durumlarda sporsal eğitime, dolayısıyla antrenmanlara 5-6 yaşlarında başlanılır. İlk yüksek performansa ise 11-12 yaşlarında erişilir (Yüzme , Artisti k-Ritmi k Cimnastik, Artistik paten, Tenis gibi spor dallarında olduğu gibi). Spor dalma özgü antrenmanlara erken başlama sonucu da 14-16 yaşlarında seçkin yarışma sporcusu düzeyine gelinmektedir. Bu grupla 5-8/9 yaşları arası Temel Eğitim , 8/9 yaşlan ile 12/13 yaşları arası Gelişim antrenmanları, 13-16 yaşları arası Verim Antrenmanı, kızlarda 16 yaşından erkeklerde 17/18 yaşından sonra seşkin yarışmacılık dönemi başlar.

            Çoğu kez çocuklar daha geç yaşlarda (Ör:11-13 yaşlarında) spora başlar. Daha geç başlayanlar çoğu kez hızlı gelişirler. Bir tarafta büyük birikimleri, diğer taraftan gelişime duyarlı dönemlerden yararlanma söz konusudur. Burada şunlar önerilir:

  • Branşa özgü eğitime hemen geçilmemeli, aksine;
  • Gelişim dönemlerinin gereksinimlerine uygun düşen koordinatif yetenekleri geliştirme
  • Noksan olan kondisyonel temelleri aşağıdaki basamaklamaya uygun niteliklerle geliştirme:
  • -11-12-13 yaşlarında temel eğitim amaçlı, 13-14-15 yaşlarında ise gelişim eğitimi amaçlı olarak planlanmalı.

            Seçkin sporcu bazen “çapraz geçiş” diyebileceğimiz bir yöntemle ortaya çıkabilir. O zamana kadar (14-16 yaşlardaki gençler) yaptıkları spor dalını bırakıp, yoğun bir şekilde yeni spor dalında çalışırlarsa başarılı olabilirler. Yeni spor dalma, önceki çalışmalar ve deneyimlerinden kazandığı kondisyonel ve koordinatif özelliklerini transfer ederek, iyi bir motor öğrenme alt yapısı oluşturduğu için teknikleri kolayca öğrenerek uyum yapılabilir.

            Yıllık Plan

            Birinci gruptta sayılan spor türlerinde yapılan temel ve gelişim dönemleri (6/8 ve 12/14 yaşları arasındaki) antrenmanlarının planlamasında tipik Müsabaka Periyodu yer almaz. Bu yaşlardaki çocuklar  oldukça hızlı üst forma erişirler. Bu sebeple yıl boyunca 6-9 aylık bir temel ve gelişim antrenmanı yüklenmesi yeterlidir. Buna rağmen kurallara göre planlanmış yıllık dönemler halindeki çalışmalara sık sık bir çok kısa ve uzun   sürelerle   ara   verilerek   çalışmalar   yürütülür.   13/14   yaşlarda başlayarak (gençlik dönemi antrenmanları) üst düzey verim antrenmanına geçiş dönemiyle birlikte “hazırlık, müsabaka, geçiş” dönemlerine yönelik periyodlama başlatılmalıdır.

            Spor dalına,  başarı  düzeyine,  gelişim  aşamasına özgü  koşullar dikkate alınmadan periyotlama gerçekleştirilemez. Burada bizim ilgimizi özellikle   çeken   konu,   dönemlendirmenin   gelişim   aşamalarına   özgü koşullarıdır. Bu koşullar, belirli bir dizi eğitim amaçlarına ve başarı gelişimi kurallarına uygun olarak ortaya çıkar. Örneğin birinci eğitim aşamasının ana amacı “çok yönlü temel eğitim”, ikincisinin ki ise “spor dalına özgü

temelin geliştirilmesi”dir.

            Kondisyonel yeteneklerin geliştirilmesi bu iki eğitim basamağında, kendi spor türünün çok yönlü uygulanışı ve bu spor türünün dışında «   yapılan hareket öğrenimine (oyunlarla) bağlı  olarak oldukça düzensiz ve sistematik olmayan bir şekilde gerçekleşir.

            Öyleyse ilk iki eğitim aşamasında ağırlıklı olarak ele alınan konular, hareket öğrenimi, teknik eğitim ve koordinasyonun sağlanmasıdır. İlk iki eğitim aşamasının belirlediği amaçlar, yani temel tekniklerin öğrenimine ağırlık verilmesi, ikincil bir spor dalına başlanması ve bunun öğrenimi, çok yönlü  hareket  deneyimlerinin   edinilmesi   dolayısıyla  bile   Matwejew’in periyotlama modeli, bu iki eğitim aşamasında bulunan çocuk ve gençler için geçerli olamaz. Onun için özellikle eğitim-öğretim programındaki tatil düzenlemelerini de dikkate alan, spor dalına özgü modellerin geliştirilmesi gerekir.

            Ancak üçüncü eğitim aşamasında yukarda tanımlanandan farklı bir periyotlamaya gerek duyulur. Çünkü ulaşılmak istenen amaçlar artık değişmiştir. Üçüncü eğitim aşamasının programında ağırlıklı olarak ele alınan konular, “kondisyonel yeteneklerin geliştirilmesi” ve “Antrenman yüklenmelerinin artırılmasıdır. Bu aşamada, “Hazırlık dönemi-yarışma dönemi-geçiş dönemi” şeklinde klasik döngüsü (siklusları) olan bir model geçerlidir. Döngünün bir yıl içinde, bir kez mi yoksa iki kez mi tamamlandığı bir farklılık yaratmaz.

            Yukarda da belirtildiği gibi birinci eğitim aşamasında hiç bir periyotlamaya gerek yoktur. İkinci eğitim aşamasında ise, okuldaki yüklenme ritmlerine dayanan ve tatil alışkanlıklarını dikkate alan bir dönemlendirmeye gerek duyulur.

            İkinci eğitim aşaması için periyotlama örnekleri

            Eğer bu periyotlamada yarışma takviminden yola çıkılsaydı, “Çocuk antrenmanının değişik bölümleri” (birinci ve ikinci eğitim aşaması) için genç ve yetişkinlerdekine benzer süre belirlemeleri ve dönemlendirmeler yapmak uygun düşerdi. Ama ilk iki eğitim aşamasının sahip olduğu farklı amaçla nedeniyle, bu büyük bir yanlış olurdu. Süre belirlemelerin yanısıra, çocuk antrenmanı için başka düşünceler de önem taşır:

            – Çocuklar, bilindiği gibi, antrenman uyaranlarına yetişkinlerden daha çabuk tepki gösterirler ve bunun sonucunda da belli bir “form”a daha çabuk girerler. Onun için çocuklar, yarışmalar konusunda uzun süreli bir antrenman yapısına gerek duymazlar.

            – Aileye bağlı olarak belirli tatil alışkanlıkları vardır ve buna uygun
olarak antrenmanlara arar verirler.

            – Spor dalı buna izin veriyorsa, çocukların belirli bir müsabaka periyodunun olmaması daha iyidir. Küçük müsabaka dönemleri bütün bir yıla dağılmış olmalıdır.

            Tschiene, ikinci eğitim aşaması için kuramsal bir modeli tartışmaya sunmaktadır.

            Şekil 4: Tschıene’nin öğrenci sınıflarının bulunduğu “yaz sporları” konusunda, az artış gösteren, ani çıkışlardan kaçınan, uygun yoğunluktaki periyodlama modeli.

            İkinci örnek, öğrenci ve genç kesimdeki yüzücüler için Freitag’ın  geliştirdiği periyotlamayı göstermektedir. Ana yarışmalar şunlardır:

  • Yıldız  ve  genç  sınıfında   Ulusal   Takım   Şampiyonasının   final yarışmasına katılım (14.12.19..)
  • Yıldızlar Testine Katılım (28.03.19..)
  • Ulusal Yaş Grupları Şampiyonalarına katılım (15 ile 18.07.19.. arası).

            Bu örnekteki antrenman dönemi üç bölüme ayrılmıştır. Freitag’ın düşüncesine göre, bu üç bölüme ayrılma özelliği en çok erken başarı yaşındaki çocuk ve gençlere çok uygundur. Her bir dönemin bitiminde yer alan geçiş dönemi, Çocukların noel, paskalya ve diğer tatilleriyle aynı zamana denk düşmektedir.

            Gelişme dönemlerinde çok yönlü bir temel eğitimin yanısıra, orman koşusu, halat çekme, ip atlama, cimnastik, kayak, halter (küçük ağırlıklı) çalışması, circuit antrenmanı, bisiklet gezileri ve oyunlar yoluyla genel dayanıklılık geliştirilmeye çalışılıyor. Suda antrenman olarak; uzun mesafeli yüzmeler ve tekniğin ekonomikleşmesine yöneliktir.

            Gelişim çalışmaları, birinci ve ikinci dönemlerde 3, üçüncü dönemde 2 hafta sürüyor.

            Hazırlık periyodu, her üç dönemde de 9′ar hafta sürüyor. Hazırlık döneminin birinci ve ikinci döneminde , antrenman süresini ve genel aerob dayanıklılığı arttırarak gerçekleştirilen çok yönlü temel eğitim yer almaktadır. Üçüncü dönemde ise, bunlara birde süratte devamlılık eklenir.

Tablo 4 : Genç yüzücüler üç bölümlü periyotlama.

  1. bölüm1.9-15.12… 1. Geçiş Dönemi 2. bölüm16.12-28.3… 2. geçiş dönemi 3. bölüm 12.4-18.7 3. geçiş dönemi
 Gelişim DönemiHazırlık Dönemi

Yarışma dönemi

Geçiş dönemi

 3 hafta9 hafta

3 hafta

II. Bölümü gelişim dönemi içindedir.Kayak kampı, Antren kampı.  3 hafta9 hafta

3 hafta

Kayak kampı, antrenman kampı, kursBirkaç tatil günü2 hafta 2 hafta9 hafta3 hafta Bazen yarışmalar nedeniyle kısalmaktadır.Tatil kampı, çok çeşitli spotsal faaliyetler.6 hafta
52 Hafta 15 Hafta   15 Hafta 2 Hafta 14 Hafta 6 Hafta

            Yarışma dönemleri, tekniğin istikrarlı uygulanmasına ve süratin geliştirilmesine yönelik düzenlenir. Bu dönemler, tabii ki yarışmalara doğrudan hazırlanılan dönemlerdir.

            Geçiş dönemlerinde aktif bir dinlenme sözkonusudur. Spor türüne göre değişmekle birlikte yılda iki, üç zirveli bir periyodlama amaç edinilmeli. Aşağıdaki şekilde üç zirveli genç tenisçilere uygun bir periyodlama örnek olarak verilmiştir

Şekil 5 : 13-16 yaş tenisçiler için yıllık periyodlama örneği .

ÇOCUK ANTRENMANININ TEHLİKE VE RİSKLERİ

            Verim sporunda önemli olan başarıdır. Çocuğun gereksinimleri, seçimleri sorulmaz. Başarı, kişinin yenmek için yarışlarda gösterdiği güçle ölçülür. Çocuklar için uygun yarış sistemi olduğu sürece, antrenörlerin çocukları başarıya ulaştırmak için çalıştırmaları, onlara zarar vermez. Ancak bir daha tekrar edelim ki, çocuklar küçültülmüş yetişkinler değildir. Aşağıda yetişkinler için hazırlanan antrenmanlardan çocuklara yönelik düzenlemelerde yapılan hataları gösterir bir liste verilmiştir:

            – Çocuklara, yetişkinlerin antrenmanlarındaki yüklenmelerin sayısal
değerleri belirli oranda azaltılarak antrenman düzenlenir.

            – Daha  çocuk  yaşlarda   üstün  verime   ulaşmak  için   çok  fazla
antrenman yapılır. Böylece verim oransız olarak başlangıçta bir artış gösterir.

            Verimliliğin birdenbire artması sporsal yatkınlık olarak değerlendirilir. Oysa bu durum çok antrenman ya da az antrenman yapmış olarak değerlendirilmelidir. Antrenman tek yönlü amaca dönük çalışmalar süreci olarak görülür, diğer etkinliklere (Örn.Oyun oynama) yer verilmez. Enerjinin belirli hareketlere yoğunlaştırılabilmesi için küçük yaşlarda branşlaşma (uzmanlık dalı seçme) gerekli görülür.  Bunun için yoğun biçimde   (gereğinden   fazla)   kondisyonel   yetenekler   (kuvvet,   sürat,dayanıklılık vb.) geliştirilir.

            – Çocukları mümkün olduğunca erken yarışmalara sokmak için,
yetişkinlerde olduğu gibi kendi aralarında ciddi yarışmalar düzenlenir.

            Çocuklarda performansın birdenbire artması geçicidir. Küçük yaşta antrenmana başlamanın negatif psikolojik etkileri ile ilgili yapılmış çalışma, çok azdır. Bunlardan birinde Vanek, performansı tekrar düşen çocukların şoka girdikleri ve sporculuk yapımlarını zamanından önce bitirdiklerini yazmaktadır.

            Ortopedik açıdan çocukların gördükleri zararlar ise bilinmektedir. Cotta’nın çocuklarda üst düzeyde verime yönelik sporda yaptığı araştırmalar sakatlıkların en çok; cimnastik, sırıkla yüksek atlama, kürek çekme, cirit atma, halter, trambolin ve kule atlama dallarında olduğunu ortaya koyuyor. Genelde spor, çocuklarda ve gençlerde gelişmeye, erginleşmeye yardımcı olurken, belirtilen dallarda antrenman programının tek yönlü uygulanması halinde, özellikle iskelet sisteminde olumsuz etkilerinden söz etmektedir.

            Çocuk Antrenmanı için Öneriler

            Andresen’e (1979) göre; bir yandan etkili, diğer yandan zarar vermeyecek bir antrenman için aşağıdaki faktörlere dikkat edilmelidir.

            -  Belli bir dala verilen çocuk ve genç sporculara, bunların anne babalarına, bu alanda çocuğu bekleyen şanslar ve riskler açıklanmalıdır,

            – Tıp, psikoloji, pedagoji alanlarındaki araştırmalar ve bulgular, çocuk sporunda kullanılmalıdır.

            -  Spor konusunda sorumluluk taşıyanlara, uluslararası yarışmalarda çeşitli dallarda spor yarışmalarında minimum yaş sınırı konulmalı, ya da var ise bunlar yeniden gözden geçirilmelidir. Antrenörlere, çocukların erken yaştaki başarıları ile değerlendirilmeyeceği açıklanmalı, kısa süreli başarı için pedagojik ve psikolojik gerçekleri ikinci plana atmamaları gerektiği anlatılmalıdır.

            -  Okul ve kulüp sporlarını görüşmek için okuldaki spor öğretmeni, büyük önem taşır. Okuldaki spor öğretmeni, öğrencilerinin bir kısmına okul dışında da değişik gruplarla performans sporunda eğitim verme imkanlarını sağlamalıdır.

            -  Çocuklara, spordaki ideal öncüler tanıtılmalı, yol gösterilmelidir. Belli bir spor dalında üst düzeyde yetişmek isteyen çocuğun, bu işe ayırdığı zaman nedeniyle, kişiliğini geliştirmeyi önleyici etkiler azaltılmalıdır.

             Spordaki başarı, okulu ve geleceğini ikinci plana itmemeli. Ortaya çıkan problemi çözmenin yolu; sportif antrenman dışlanmamalı, sadece şekli değiştirmek olmalıdır.


Hakkında yahya YALCiN

Cevapla